Avukatlık ve Barolar

Hukuk bir sözleşmedir. Kamusal alanda toplum sözleşmesi ve onun alt metinleri bir arada yaşamanın hukukunu (kurallar) belirler. Özel hukuk alanında ise yaşamın tümüyle sözleşmelerden oluştuğu söylenebilir. Sözleşmelerin çok büyük kısmı sözcüğün gerçek anlamına karşılık olmak üzere sözlü, ya da fiili durum sözleşmelerinden oluşur. İnsan ilişkilerinin niceliksel artışı ve niteliksel değişim ve gelişimi, zamanla yazılı (kayıtlı) sözleşmelerin ortaya çıkmasına neden olmuşsa da bütüne bakıldığında halen sözleşmelerin çok azını bu tür sözleşmeler oluşturmaktadır.

Avukatlığın önemli bir meslek olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Çünkü toplumsal düzenin kurallarını belirleyerek, kalabalıkların bir arada yaşayabilmesine olanak sağlayan hukukun yapıcı ve uygulayıcılarından biri olma niteliği (yargının önemli bir unsuru) bakımından değerlendirildiğinde; hem çatışmanın hem de uzlaşmanın aktörü olarak, avukatın çok özel bir konumda olduğu görülmektedir.

Kamu hukuku alanında toplumsal sözleşmeyi (evrensel haklar sözleşmelerini de) kurgulayan ve geliştiren öznelerden biri olarak avukat, özel hukuk alanında da sözleşmeler yoluyla benzer bir kurgulamanın öznelerinden biri olma özelliğini korumaktadır. Bu kurgulama işlevi bazen dar anlamıyla kişiler arasındaki özel ilişkiyi düzenlerken, bazen yeni tür bir sözleşme olana genel işlem şartı yoluyla küresel boyutta özel hukuk ilişkilerini düzenleyebilmektedir.

Yazının devamını Hukuk Defterleri dergisinin 15. sayısında okuyabilirsiniz.

print