Durum Değerlendirmesi: 31 Mart Öncesi ve Sonrasında Yerel Yönetim Hukukunun Dinamikleri

Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı (YSK) tarafından yayımlanan 1105 sayılı karar1 uyarınca, 31 Mart 2019’da yapılacak mahalli idareler seçimine ilişkin takvim 1 Ocak 2019 tarihi itibariyle başlamıştır. Bu yazıda, hukuken sona eren olağanüstü hal rejimi (OHAL) ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin, yerel yönetimler hukukuna mevcut ve muhtemel etkilerinin bir değerlendirilmesi yapılacaktır.

Seçim takvimine göre, önümüzdeki sürenin önemli bir kısmı (3 Mart’a dek) aday belirleme sürecine ayrılmıştır. Anayasanın 127. md’si, yerel yönetimleri il özel idaresi, belediye ve köy olarak 3 tip belirlese de, yerel seçimlerde asıl tartışılan belediye başkan adaylarıdır. Bunun esaslı nedeni, 5747 sayılı Kanunla (2008) başlayan sürecin devamında, 6360 sayılı Büyükşehir Kanununun (2012), yerel yönetim haritasını belediyeler ve özellikle büyükşehir belediyeleri lehine değiştirmesidir.

Küresel rekabet politikalarının kent alanındaki taşıyıcısı, idari teşkilatın yaratılmış Leviathanları olarak diğer yerel yönetimleri yutan, baskılayan büyükşehir belediyelerini kimin kazanacağı olgusu, seçimin temel sorunsalıdır. Bunun yanında 2972 sayılı Mahalli İdareler Seçimi Hakkında Kanun (md.18), birleşik oy pusulasında, yerel yönetim karar organları olan il genel meclisi ile belediye meclislerine aday olan kişiler yerine, siyasi parti adlarının yazılması nedeniyle, bir tür anonim oylama öngörmektedir. Bu da karizmatik, çoğunluk oyuyla gelen; güçlü yetkileri olan belediye başkanları karşısında, adayların değil; parti eğiliminin oylandığı zayıf meclislerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Büyükşehir meclisleri ise doğrudan seçimle dahi göreve gelmemektedir.

Halbuki, bir (üniter) ya da birden fazla (bölgeli, federal devletler) merkez tarafından tanınan karar alma ve yönetme serbestisi (negatif edim) ve kapasitesi (pozitif edim) olarak yerel özerklik hakkının birincil öznesi, yürütme organ(lar)ının kendisine karşı siyasi sorumluluğunun esas olduğu ve demokratik seçimler yoluyla belirlenen meclislerdir (Yerel Özerkliğe İlişkin Avrupa Şartı, md.3). Fakat her yerde yürütme organlarının yasama organları karşısında kazandığı popülist güç, yerel yönetim içi dengeleri de dönüştürmektedir.

***

Yazının devamını Hukuk Defterleri’nin 17. sayısında okuyabilirsiniz.

print