Düşük Yoğunluklu Hukuk Anlayışının Sefaleti

Yıllardır sıradan haberler arasında bir iki satırla geçiştirilen, son dönemde ise, etkinliğin Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na alınmasıyla iktidara biat seremonisine dönüşen Yargıtay’ın adli yıl açılış töreni bu yıl kamuoyunda büyük ilgi odağı oldu. Bunun en önemli nedeni, şüphesiz, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu’nun bu törene katılacak ve konuşacak olmasıydı. Feyzioğlu (dolayısı ile TBB), kendisine daha önce de konuşma hakkı verilmiş olmasına rağmen, görevinin gerektirdiği yasal ve ilkesel nedenlerle bu törene katılmazken, bugün ne olmuştur da aniden Saray’ın yolunu tutmuştur. Bu kararı protesto eden barolar, protestoculara verilen cevaplar, Feyzioğlu’na odaklanan iktidar medyası ve konunun sürekli yargı reformu üzerinden köpürtülmesi kamuoyunun ilgisini artıran nedenlerdir.

Oysa 2016 yılında, yine Saray’da yapılan adli yıl açılışına konuşmacı olarak çağrıldığı halde daveti reddeden TBB Başkanı o gün, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarından yola çıkarak yaptığı açıklamada; “Yargının adil olması kadar, adil görünmesi gerektiğine” vurgu yaptıktan sonra; “Yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını ulusal ve uluslararası kamuoyunda sorgulatarak zarar verebilecek bir organizasyonu doğru bulmayacağımızı… dile getirmiştik… Yönetim Kurulumuz, 2016- 2017 Adli Yıl açılış törenine Türkiye Barolar Birliği’nin katılmamasına karar vermiştir. Bu kararımız, tamamen yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusundaki hassasiyetimizden kaynaklanmaktadır.” diyerek; ilkesel bir duruşla o davete icabet etmemiştir. 2018-2019 yılı açılışında da bu duruşunu bozmayan Feyzioğlu; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin adalet savaşçılarının omuzları üzerinde durduğunu ifade ettikten sonra; “...Anayasamız; yargının bağımsızlığını, tarafsızlığını ve güvenilirliğini sistemsel olarak sağlamaktan uzaktır… Mevcut anayasal düzenlemede, aynı zamanda bir siyasi partinin genel başkanı olan cumhurbaşkanının, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlamakla görevli olan Hakimler ve Savcılar Kurulunun üyelerinin önemli bir kısmını tek başına, kalan kısmını da TBMM aracılığıyla ataması, maalesef yargıyı siyasetin etkisine açmış durumdadır. Hâkim ve savcılarımızı güvenceden yoksun bırakan bu yanlış düzenleme, vatandaşlarımızın da hukuk güvencesinin altını boşaltmaktadır… Yabancı devletlerin yargısal bir konuda Cumhurbaşkanı ya da bakanları tehdit eden saygısız girişimlerini asla kabul etmiyoruz… Fakat yargıyı siyasetin etkisine açan mevcut anayasal düzenleme, bu saygısızlıklara mazeret oluşturmaktadır. Bu gerçeğin, Milletimiz ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bilinmesini zorunlu görüyoruz…” diyerek; Anayasada yapılan değişikliklerle, yargının bağımsızlığının, tarafsızlığının, güvenilirliğinin yanı sıra hâkimlik/savcılık teminatının da ortadan kalktığını, bu durumun ise yargıyı siyasetin ve yabancı devletlerin etkisine açtığını belirterek; sorunun çok daha derinde ve yapısal olduğunu gösteren tarihi bir saptama yapıyordu. Ardından da; “Yargıyı bağımsız, tarafsız ve güvenilir kılmayan hiçbir düzenleme, yapısal da değildir, reform da değildir.” diyerek, bugünkü reform tartışmalarını da bitiren çok ciddi bir ölçüt ortaya koyuyordu. Bu ölçüt, toplumun adalet ve yargı konusundaki beklentileri üzerinde kurgulanan tüm politik hesapları bozacak niteliktedir. TBB, Feyzioğlu’nun saptamasıyla, asli görevini yerine getirmiş; her türlü manipülasyona açık bu hassas konuda, kendisi de dahil, tüm kurumları bağlayacak şekilde geleceğe de mührünü vurmuştur. İşte bu nedenle; (ne acı ve ibret vericidir ki) tarihe onur verici bu mührü vuranlardan biri olan ve bugün yüz seksen derece dönerek, kendi geçmişini ve hukuka bakış açısını inkar eden Feyzioğlu’nun; bizi, sırf iktidarın yargı reformu yaptığına inandırmak için, “yeni” Yargı Reformu Strateji Belgesine, tiyatral coşku ve alkışlar eşliğinde verdiği büyük destek, bu mührün ikna edici gücü karşısında tuzla- buz oluyordu. Ama o yine de, girdiği çıkmaz sokakta yoluna devam ediyordu.

***

Yazının devamını Hukuk Defterleri dergisinin 21. sayısında okuyabilirsiniz.

print