Portre: Avukat Ahmet Hilmi Feyzioğlu anısına, saygıyla…

Avukat Ahmet Hilmi Feyzioğlu, 1968’de girdiği İstanbul Hukuk Fakültesi’ni 1974 yılında bitirdi. Avukatlık stajından sonra 1977 yılında, T. Maden-İş Sendikası’nın Bursa şubesinin avukatlığını üstlendi.

Avukat Ahmet Hilmi, sendika avukatlığı yapmanın yanı sıra bir devrimci olarak işçi sınıfının mücadelesinde de aktif olarak yer almıştır.

Bursa’daki gerek farklı sendikaların gerek demokratik kitle örgütlerinin gerekse hukuki yardıma ihtiyacı olan her devrimcinin yanında oldu, savunmalarını üstlendi.

Arkadaşlarının anlatımıyla Ahmet Hilmi için örgütlü bir devrimci olma, kimi zaman mahkemeye verilecek dilekçeyi yazmak, yeri geldiğinde sendika binasına kömür taşımaktı. Kimi meslektaşlarının ‘Amele misin, avukat mısın?’ diye takılmalarına içerlemezdi. Parti ne görevi verirse ve koşullar neyi gerektiriyorsa ona uygun davranırdı. Hatta sonucunda ölüm bile olsa…

Yeri geldiğinde cüppesiyle mahkeme salonlarında, yeri geldiğinde TKP’li olarak grev çadırlarında direnişlerde yer almıştır. Mücadeleyi asla burjuva demokrasisinin olanaklarıyla sınırlı görmemiştir. Onun bu inatçı ve kararlı tutumu çok geçmeden, hedef olarak görülmesi için yeterli olmuştu.

12 Eylül faşist cuntasının ülke yönetimini gasp etmesinden kısa bir süre sonra Avukat Ahmet Hilmi’de TKP üyesi bir devrimci avukat olarak Bursa’da gözaltına alındı.

Gabriel Garcia Marquez’in ‘Kırmızı Pazartesi’ romanındaki gibi göz göre göre ölüme gitti. Av. Ahmet Hilmi Feyzioğlu nezarethanede kendisini ziyarete gelen avukat arkadaşlarına öldürülmekle tehdit edildiğini, belki son kez görüştüklerini ısrarlı bir şekilde söylemesine rağmen 12 Eylül koşullarında katledilmesine engel olunamadı. Aynı dönemde nezarethanede kalanlar kendisine yoğun işkence yapıldığını belirtmelerine rağmen, 5. kattan atılması sonucu ölümün meydana gelmiş olduğu iddiaları ve sorumluların cezalandırılması talepleri görmezden gelindi.

Çağdaş Hukukçular Derneği Bursa Şubesi, Avukat Ahmet Hilmi Feyzioğlu’nun katillerinin bulunması için 3 Ekim 2011 tarihinde Bursa Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasının ardından, sorumlular hakkında 31 yıl sonra suç duyurusunda bulundu.

Avukat Ahmet Hilmi Feyzioğlu’nun katilleri hakkında suç duyurusunda bulunan avukatların, aynı gün Ahmet Hilmi Feyzioğlu’nun öldüğü yere çiçek bırakma isteklerine Emniyet tarafından izin verilmedi.

Ne yazık ki, suç duyurusunun dayanağı olan İnsanlık suçlarında zaman aşımı olmaması ilkesi Savcılıkça dikkate alınmadı. Bursa Cumhuriyet Savcılığı’nca yürütülen soruşturma; dava açılmasına gerek dahi duyulmadan yılında takipsizlikle ortadan kaldırıldı. Aradan yıllar geçmesine rağmen sorumlular yine bir bedel ödemedi.

AKP iktidarının düzenlediği 2010 referandumunda ‘yetmez ama evet’ kampanyası bahanelerinden olan 12 Eylül suçlarının yargılanacağı tekerlemesi YAE’ci liberal sol kesim tarafından dahi unutulmuş durumda.

Aradan 37 sene geçmiş olsa dahi biz, Ahmet Hilmi Feyzioğlu’nun katillerini de 12 Eylül Faşist cuntası ve onun işbirlikçilerini de unutmadık unutmayacağız.

Emek, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yitirdiğimiz tüm değerlerimizi bir kez daha saygıyla anıyoruz. 4 Ekim 2017

print