Söyleşi: Her Zaman Her Yerde Beraberiz (11.07.2017)

3 Temmuz günü yayınlanan Hâkim ve Savcılar Kurulu’nun yaz kararnamesi ile 780 hâkim ve savcı sürgün edildi. HSK’nın liyakat esasına dayanmayan bu hukuksuz kararnamesi ile ilgili olarak sendikası üyesi hâkim ve savcı dostlarımızla konuştuk.

             

Savcı Bayram Kapucu:

Yargıçlar Sendikası Yönetim Kurulu üyesiyim. İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görev yapmakta iken 3 Temmuz’da çıkartılan ve özellikle sendikamızı hedef alan sürgün kararnamesinde yer aldım. Bakırköy adliyesine atandım. Bize bir mesaj verilmek isteniyor o da “Sizi yargıda istemiyoruz. Siz bizim yargıç ve savcılarımız değilsiniz. Siz bizim isteklerimizi yerine getirmiyorsunuz, biz de sizi istemiyoruz. Emekli olun.” mesajıdır. Biz bu baskılara karşı duracağız. Tüm haksızlıklara hukuksuzluklara karşı durduğumuz gibi bunun da karşısında olacağız. Teslim olmadık olmayacağız, mücadelemiz gittiğimiz yerlerde de sürecek. Yargıçlar Sendikası, bu sürgün kararnamesiyle dağılmayacak hatta biraz daha güçlenerek devam edecek.

Hâkim Tamer Akgökçe:

Yargıçlar Sendikası’nın 15 yöneticisi ve üyeleri sürgün dediğimiz bir kararname ile Türkiye’nin başka yerlerine adeta savruldular. Gerçekten bu kişiler, tüm hukuksal mücadeleler içerisinde yargıyı bütünsel görüp yer alan kişiler. Bu kişiler yargının sadece hâkim, savcı ve avukattan ibaret olmadığını söyleyen, yargının halkla birlikte ele alınması, halkla yargı arasındaki ilişkinin kurulması ve yargının halkın yargısı olması gerektiğini düşünen kişiler. Bu kişiler, bu düşünceler üzerine varolan duruşa sahip olan belli pratikler içerisinde yer alan kişiler. İktidara, HSK’ya en sevimsiz gelen şey de bu. Onlar açıklanmasın, konuşulmasın, onların yaptığı haksızlıklar ve hukuksuzluklar örgütlü olarak ifade edilmesin istiyorlar. Örgütlenmenin demokrasilerde en temel hak olduğunu biliyorlar ama örgütlenmeye karşı çıkıyorlar. Kendileri dışında bir örgütlenmeyi adeta kendilerine karşı bir örgütlenme olarak görüyorlar. O nedenle, her türlü örgütsel yapıyı engellemeye, dağıtmaya ve faaliyet yapamayacak duruma getirmeye çalışıyorlar. Yargıçlar Sendikası için yapılmak istenen budur. Yöneticileri sağa sola savurarak, fiilen bunu yapıyorlar. Yöneticileri ayda bir toplanamaz hale getirdiler. Amaç bu biliyoruz, onlar bizi biz de onları tanıyoruz. Gerçekten belki bizi bu sürgünlerle, savrulmalarla uzaklaştırabiliyorlar ama biz yaşadığımız müddetçe özgür demokratik bağımsız bir toplumda yargı olana kadar, bu alanının dışında da mücadeleye devam edeceğiz. Bunu böyle bilsinler.

Hâkim Nuh Hüseyin Köse:

Türkiye’de yargının temel sorunu diğer mesleklerde olduğu gibi adalet ve liyakat esaslarına uyulmamasıdır. Bizim kavgamız bunun üzerine. Yoksa biz barışçı bir sendikayız. Yargının bağımsız olmasını istiyoruz. Yargının sadece siyasal iktidara karşı değil, sokağa karşı, zengin sofralarına karşı, basına karşı ve hatta kendi dünya görüşüne karşı bağımsız olmasına uğraşıyoruz, uğraşacağız. Gelecek nesiller de bunlar için umarım uğraşırlar. Bunun bedeli elbette ki oluyor. Bunun bedelini, bu ülkede 1876 Anayasası ile Sultan Abdülhamit’in kaldırdığı sürgün cezasının memurlara ve yargıçlara karşı uygulanması olarak görüyoruz. Bu ülkede kaldırılmış olan sürgün cezasını çeken yargıçlar olarak Türk yargı tarihine geçmiş olacağız. Hep birlikte düzeleceğiz, hep birlikte düzelteceğiz. Elele vererek düzelteceğiz. Bizim mücadelemiz A partisine B partisine karşı değildir. Bizim mücadelemiz, iktidarı ele geçiren kim olursa olsun öteki olarak gördüğü kimselere karşı uygulamış olduğu ayrımcılığa karşıdır. Bu ayrımcılığı kaldırmak için varız. Aslında bu ülkenin tüm halkı böyle düşünüyor ancak eyleme geçmek için eksiklerimiz var. Umarım bunları tamamlayıp eyleme geçeriz ve Türkiye bir gün hukuk devleti olur.

Hâkim Naciye Füsun Çağlar:

Bu olay bizim için beklenen bir durumdu. Biz biat etmeyen yargıç ve savcılarız. Biat etmeyeceğiz. Bu şekilde yapılan atamalar yani sürgünler bizim onurumuzdur. Bizi hiç kimse mağdur edemez. Çünkü biz doğru yolda olduğumuza son derece inanıyoruz. Ve bundan sonra bunlardan gelebilecek bizi mağdur etmeye yönelecek herşey bizi daha fazla güçlendirecektir. Mağdur değiliz.

Savcı Ali Hacıibrahimoğlu:

Yargıçlar Sendikası’nın yönetim kadrosundan 4 arkadaşımız toplam 15 üyemiz istek dışı sürgüne tabi tutulmuşlardır. Yargıçlar Sendikası’nın faaliyetine engel olmak amacıyla çeşitli illere dağıtmışlardır. Bu kararname sürgün niteliğindedir. Bu kararnameyi kabul etmiyoruz. Biz evrensel hukuk ilkelerine inanan, insan haklarına dayanan Yargıçlar Sendikası üyeleri olarak faaliyetlerimize devam edeceğiz. Yabancı bir kadın yazarın söylediği gibi yargı kavramı bir insanın zihinsel yeteneklerinin politik olanıdır. Biz politik olan zihinsel faaliyetlerimize devam edeceğiz, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Yargıçlar Sendikası’na destek veren, dayanışma gösteren tüm meslektaşlarımıza ve adliye çalışanlarına çok teşekkür ederiz.

 

print