Yazar:

  • Giresun Sel Olayı (22-23.8.2020) Üzerine Bir Değerlendirme

    ÖZET

    Giresun İl’inde 22-23.08.2020 tarihindeki yüksek yağış, Aksu vadisindeki Dereli ilçesinde, Yağlı Dere’de, Harşit Çayında, Çanakçı’da, Pazar Çayında vd vadilerde sel ve taşkınlara sebep olmuştur. Önemli miktarda mal ve daha da acısı can kayıplarının olması dikkatimizi sebep/ sonuç ilişkilerine çekmiştir. Dağlık arazideki ormanları yok eden HES’ler, taş ocakları, dağ yolu yapım tekniğine uyulmadan yapılan yollar, ormanlardaki aşırı kesimler yüksek yağışın çamur seline dönüşmesinin başlıca sebepleridir. Dere yataklarındaki kum/çakıl ocakları, dere yataklarının beton kanala alınıp, taşkın alanına bina vd. tesislerin yapılması sellerin etkisini ve zararını arttırmıştır. Daha da önemli olan, mevcut yağış, akış verilerine rağmen; incelemek, değerlendirmek ve gereğini yapmakla görevli sistemin “kamu yararını gözetemez” ve bu amaca yönelik karar veremez, çalışamaz duruma getirilmiş olmasıdır.

    1. GİRİŞ

    Karadeniz Bölgemizde dağlık araziye düşen yüksek yağışlar sellere dönüşmekte ve önemli ölçüde zarar vermekte, can kayıpları da olmaktadır. Giresun havzalarına düşen yüksek yağışlar 22-23.08.2020 tarihinde de sel felâketine dönüşmüştür. Bu sel olayının etkileri üzerine birçok kaynaktan verilmiş haber ve resim vardır. Yağışın sele dönüşmesi konusunda da çalışmalar yapılmıştır. Bunlardan birisi de Türkiye Ormancılar Derneği’nin düzenlediği kapsamlı rapordur (10.9.2020). Konuyu yağış/ akış ilişkisi ve iklim değişikliği açısından da ele almak gerekmektedir. Dağlık arazide ormanlardakiişlemleri,fındıkdikimalanlarını, derelerin taşkın yataklarına yerleşimleri, taş, kum ve çakıl ocaklarını, hidroelektrik santrallarını (HES) bir de bu sayısal verilere göre değerlendirmek uygun olur.

    Herhalde insanlarımızın ölmesini, evlerinin yıkılmasını, arabalarının, iş yerlerini tahrip olmasını, dağlarımızın göçmesini kimse istemez. Ama sistem ve bu sistemde değerlendirmeleri yapanlar ile uygulayanlar veya uygulamak zorunda bırakılanlar bütün bu felâketlere sebep olmaktadırlar.

    2. SEL OLAYI 22-23.8.2020

    Giresun İli’nde Aksu Çayı (Dereli) ile Pazar Çayı, Yağlı Dere, Harşit Çayı vd derelerin havzalarına düşen yüksek (Sağanak) yağış sele dönüşmüş, can ve mal kayıplarına sebep olmuştur. Meteoroloji Bölge Md’lüğünün ölçmelerine göre; 1 m2’ye Giresun’da 52 mm, Yağlıdere’de 80,8 mm Bulancak’ta 82,7 mm, yağış düşmüştür. Bu miktarlar daha sonra gelen bilgilere göre daha da artmıştır. Tirebolu- Doğankent (Harşit) yolundaki menfez çökmüş, Jandarma aracı dereye düşmüş, 5 er ile 1 vatandaş ölmüşlerdir. Çaldağı, Akkaya, Dereli, Tirebolu vd. yerleşim yerlerinde sele kapılıp, ölenler olmuştur. Dağlık arazide yamaç göçmeleri yolları kapatmıştır. Dereli’de suyun yüksekliği 2 m’yi geçmiş, iş yerlerini su basmış, sel arabaları da sürüklemiştir. Selin getirdiği dal, odun, moloz, taş vd. materyal her tarafı kaplamıştır. Derelerin taşkın alanlarına yapılan binalar (Espiye Soğukpınar’da dere kenarına yapılmış olan cami de) yıkılmıştır. Toplam 14 kişinin (5 asker) hayatını kaybettiği, 17 binanın yıkıldığı, 369 binanın hasar gördüğü bildirilmiştir. Daha önce de bölgede 21-23.11.2009 tarihindeki yağışlar da sele dönüşmüş ve birçok ev yıkılmış veya zarar görmüştür.

  • İstanbul Kanalı ile İstanbul Hava Alanının İnşaat Alanı ve Çevresindeki Arazide Yerleşim, Orman, Otlak, Tarım Alanları ile Üretime Etkileri

    Özet

    İstanbul Kanalı’nın açılması planlanan arazi ile İst. 3. Hava Alanı’nın yapıldığı ve devam eden inşaat alanında önemli miktarda orman, otlak (Mera ve çayır), tarım alanı yok edilmiş veya yok edilmesi öngörülmüştür. Bu arazideki tarım ürünleri, hayvancılık vd üretim yapan köylüler de geçim kaynakları yok olduğu (Kamulaştırıldığı veya satıldığı) için göç etmek zorunda kalacaklardır. Kıyı köylerinde balıkçılık ile geçinen aileler de balık yatakları dolgular ile yok edildiği için göç etmek zorundadırlar. Tapulu arazi fiyatları yükseldiği veya zorunlu kamulaştırma yapıldığı için köylünün elinden çıkmıştır. Tapulu arazi bazı kişi ve firmalar tarafından toplanmıştır. Tarım alanları ile otlakların ve de ormanların Anayasa’nın koruyucu hükümlerine rağmen imara açılması ile yeni yerleşim alanları kurulması için plan değişiklikleri çok önemli ve telafi edilemez, geri dönüşümü mümkün olmayan zararlar verecektir. Arazinin yabancı uyruklu kişi ve kuruluşlara satılması ise; bir tür işgal yöntemi olup, mülkün asıl sahipleri olan Türklerin göçe zorlanması ve çok uluslu bir bölge oluşması ile sonuçlanacaktır.

    Yok edilen ormanlar vd arazi yağışları sızdırıp, su üretimi yapmaktadırlar. Su üretiminin azalması veya yok olması İstanbul’u yaşanamaz bir kente dönüştürecektir. Çevre illerin su kaynakları ise kendileri için gerekli ve ancak yeterlidir. İklim değişikliği sürecinde kar yağışlarının azalması, buna karşılık sellere sebep olan yüksek (sağanak) yağışların artması su üretiminde önemli sorunlardır. Barajları, bentleri yağmur suları doldurur, ama kar suları besler. Isınma/kuraklaşma sürecinde İstanbul’un su kaynaklarının korunması gerekirken, yok edilmesi anlamsızdır.

    ***

    Yazının devamını Hukuk Defterleri’nin 23. sayısında okuyabilirsiniz.