Yazar:
-
2025’e merhaba
Bir seneyi daha arkamızda bıraktık.
Sevinciyle ve mutluluğuyla değil ama Filistin’de kadınlar ve çocuklar dahil on binlerce insanın öldürülmesiyle, Suriye’de cihatçı çetelerin iktidara gelmesiyle, ülkemizde Narin başta olmak üzere birçok çocuğun hayattan koparılması, tacize maruz kalmasıyla, dur durak bilmeyen kadın cinayetleriyle, laiklik karşıtı gerici uygulamaların ve gerici örgütlerin güçlerinin günbegün artmasıyla, ekonomik kriz ve yoksullukla bir sene geçirdik… Ülkemiz ve bölgedeki bu gelişmeler yeni yılda da etkilerini arttırarak sürdürecek, ülkemizde bu siyasi gelişmeler önümüze Anayasa gündemini de hızlıca getirecek… Bu yakıcı ve önemli gündemler karşısında umudumuzu diri tutmanın ve vereceğimiz mücadelenin öneminin olağanca bilinciyle, tüm okurlarımızın yeni yılını kutlarız.
42. sayımızın dosya konusu olarak AKP dönemindeki hukuki uygulamaların ve bu alanda gelinen noktanın bir hukuksuzluk mu yoksa AKP tarafından yaratılan ve yeni rejimin hukuku olarak mı el alınması gerektiğini tartışmaya açmak istedik. Bunu tartışma amacımız, buradaki cevaplarımızın verilecek hukuk mücadelesini de değiştirecek olması… Bu kapsamda, dosyada yazarlarımız, kimi başlıklarda iktidarın son dönem gerçekleştirdiği/gerçekleştirmek istediği düzenlemeleri ve uygulamaları değerlendirmiştir. “Hukuksuzluk mu Yoksa Yeni Hukuk mu?” dosyamızda, Avukat Aysel Tekerek, “AKP Hukukunun Vazgeçilmezleri” başlıklı yazısında, 23 yıldır iktidarın hukuk alanındaki icraatlarının nasıl ele alınması gerektiğine ilişkin genel bir panorama sunmuş; Hukuk Defterleri Yayın Kurulu Üyesi Av. Ertekin Aksüt ise ceza infaz sisteminin ne şekilde işlediğini ve bunun yarattığı etkileri “İnfaz Sistemimizin Dinamikleri ve Dinamikliği Üzerine Notlar” yazısında değerlendirmiştir. Dosyada, Dr. Öğr. Üyesi Erdi Yetkin ise ısıtılıp ısıtılıp önümüze getirilen etki ajanlığı konusunun içeriğini ve konuya ilişkin tartışmaları “Uluslararası Dalganın Türkiye Sahiline Vurmuş ve Biçim Değiştirmiş Örneği: Etki Ajanlığı” başlıklı yazısında incelemiş; AKP iktidarı döneminde daha siyasallaşan, tarafsızlık ve bağımsızlığını yitiren yargının, avukatlık mesleğine etkilerini Av. Kadir Tanrıverdi ve Hukuk Defterleri Yayın Kurulu Üyesi Av. Bengisu İçten, “Yargının Siyasallaşmasının Avukatlık Pratiğindeki İzdüşümü” yazılarında ele almışlardır. Dosyanın son yazısında ise Av. Berkay Çelen, “22 Yılın Sonunda Hukuk Bitti mi? Yoksa Yeni mi Başlıyor?” başlıklı yazısında dosya konumuzun sorusuna cevaplar bulmaya çalışmış ve bulduğu cevaplar açısında neler yapılabileceğini ele almıştır.
Yeni sayımızda dosya yazılarımız dışında da çok önemli konular yer alıyor. Dergimizin Danışma Kurulu üyesi Av. Abdurrahman Bayramoğlu, Ekim ayında gerçekleşen İstanbul Barosu seçimlerini, sonrasındaki TBB Genel Kurulu’nu ve baroların etkinliğini “Baroların Gücü” başlıklı yazısında ele almıştır. Eğitim-İş Genel Özlük Hukuk ve TİS sekreteri Yeliz Toy ise, 2024-2025 dönemi ile eğitim sistemine giren Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli müfredatının ne anlama geldiğini “Bitmeyen Maarif Davası” yazısında değerlendirmiştir. Dr. Deniz Bilgehan ise, günümüzde sıklıkla görülen vakıf üniversitelerindeki akademisyenlerin işten çıkarmalar karşısındaki güvencesizliğine ilişkin görüşlerini “Akademik Personelin Görevine Son Verilmesinde Vakıf Yükseköğretim Kurumlarının Takdir Yetkisi” başlıklı yazısında bizlerle paylaşmıştır. Stj. Av. Biran Arıkan da, Kamu İhale Kanununa ilişkin uygulamadaki sorunları ve bunlara ilişkin çözüm önerilerini “Kamu İhale Kanunu’nda İstı̇sna Usul(!) Olan Pazarlık Usulünün Hukukiliği, Uygulanmasındaki̇ Sorunlar ve Çözüm Önerileri (KİK 21/B)” yazısında değerlendirmiştir.
42. sayımızın Hukuk ve Sanat sayfasında, uzun yıllar önce savcılık ve sonrasında hâkimlik mesleğini sürdüren Av. Atilla Hekimoğlu ile, kitabı “Savcı Bey”i ve savcılık yaptığı dönemi konuştuk. Yayın kurulu üyemiz Av. Fulya Durak’ın gerçekleştirdiği bu keyifli söyleşiyi sayfalarımızda okuyabilirsiniz.
Yine Mizah sayfamızda, adliyede yapılmasını talep ettiği çok basit işlemler için nasıl aylarca uğraştığını meslektaşımız Hüsnü Niyetli, “Çıktı” yazısında anlatıyor.
Portre sayfamızda ise, farklı senelerde Kasım ve Aralık aylarında kaybettiğimiz, eşitlik ve aydınlanma mücadelesine bilimsel ve siyasal çalışmalarıyla katkılarını sunmuş hocalarımızı ve katledilişinin 9. yılında Av. Tahir Elçi’yi anıyor, anıları önünde saygılarımızı sunuyoruz.
43. sayıda görüşmek dileğiyle, keyifli okumalar dileriz.
-
Krizlerin ülkesi Türkiye…
Türkiye, uzunca bir süredir krizlerle yönetiliyor. Bazı kriz dinamikleri iktidarın düğümlendiği süreçleri geride bırakma görevini görürken, bazıları da AKP’ye ayak bağı olmaya devam ediyor. 41. sayımızın dosya konusunda bu krizleri ve AKP’nin bu krizlerden çıkış arayışlarını ele almak istedik.
“AKP’nin krizleri ve çıkış arayışları” başlıklı dosyada Avukat Doğan Erkan, sürekli gündeme getirilen yeni anayasa başlığını ve Türkiye’nin yeni bir anayasa ihtiyacı olup olmadığını “Eksik Hegemonya, Türkiye’nin Bir ‘Yeni Anayasa’ İhtiyacı Var mı?” başlıklı yazısında değerlendirirken; seçimler ülkesi hâline gelen Türkiye’de, son yerel seçimlerde ortaya çıkan sonucun ve sonrasının nasıl değerlendirilmesi gerektiğini Avukat Bilgütay Hakkı Durna “Seçimi kim kazandı?”başlığıyla ele aldı. Danışma Kurulu üyemiz Emekli Yargıç İbrahim Fikri Talman ise, en son Anayasa ve Yargıtay arasında da kendini gösteren yargıda yaşanan krize ilişkin görüşlerini “Yargıda Yaşanan Krizler ve AKP’nin Çıkış (Çaresiz) Arayışları” yazısında bizlerle paylaşırken; olağanca şiddetiyle hissettiğimiz ekonomik krizi, hem önceki krizler hem de alınan önlemler açısından Danışma Kurulu üyemiz Prof. Dr. İzzeddin Önder “AKP Dönemi Ekonomik Krizler ve Son Dönem Önlemleri” başlıklı yazısında inceledi.
41. sayımızda dosya yazıları yanında gündeme ilişkin yazılar da yer alıyor. Avukat Battal Niyazi Şahin, “Cumhuriyetin Teminatı: 100. Yılında 1924 Anayasası” yazısında kabul edilişinin 100. yılında 1924 Anayasası’nın anlamını değerlendirirken; Araştırma Görevlisi Gözde Türkeli ise, kaybedilen akrabaları için ülkenin yargısız infazlarına, bu infazlar karşısındaki cezasızlık politikalarını karşı 1995 yılının Mayıs ayından beri Galatasaray Lisesi’nin önünde toplanan veya toplanmaya çalışan Cumartesi Annelerinin mücadelesini ve hukuken gelinen noktayı “Cumartesi Annelerinin 1000 Haftalık Adalet Arayışı” başlıklı yazısında bizlerle paylaştı. Dr. Işıl Kurnaz da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yakın zamanda vermiş olduğu karar üzerinden vicdani ret hakkını ve Türkiye’nin bu konudaki durumunu “1 Günlük Askerlik Hizmeti Vicdani Reddi Nasıl Haklı Çıkarır? AİHM’in Kanatlı/Türkiye Kararı Yeni Bir Perspektif Sunuyor” başlıklı yazısında değerlendirdi.
Bu sayıda da her ay gerçekleştirdiğimiz atölyelerimizde tartıştığımız konuları sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz. 41. sayımızda Av. Dr. Murat Özveri, “Türkiye İşçi Sınıfı Üzerine” başlıklı atölyemizin tartışma konularını “İşçisiz İş Hukukuna İtiraz” başlıklı notlarıyla bizlerle paylaşırken; Dr. Öğr. Üyesi Erdi Yetkin de doktora tezi eksenli yapmış olduğumuz “‘Yeni Ceza Hukukuna’ Doğru Hazırlık Hareketlerinin Cezalandırılması Eğilimi” başlıklı atölyemizin raporunu okuyucularımızla buluşturdu. Mizah sayfamızda ise, paketlerle şekillendirilmeye çalışan yargımızı Hüsnü Niyetli, “Paketiniz Hazır” başlıklı yazısında kendi müstehzi tarzıyla ele aldı.
41. sayımızın kapağında çağdaş Türk resminin önemli isimlerinden olan ve yakın zamanda kaybettiğimiz Mehmet Güleryüz’ün bir resmini sizlerle paylaşıyoruz. Kendisini bu vesileyle saygıyla anıyoruz…
Basılı dergiler, kâğıt ve kargo maliyetlerinden dolayı ekonomik açısından zor bir dönem yaşıyor. Biz de bundan nasibimizi alıyoruz. Ama bizler gecikmeli de olsa, sizlerle buluşmak için tüm çabamızı gösteriyoruz. Sizlerden ricamız, dergimizin devamlılığı için destek olmanız; dergimize abone olmanız, aboneyseniz yenilemeniz ya da arkadaşlarınızı da dergimize abone yapmanız. Daha fazla destek olmak isteyen okuyucularımızın da ayrıca bağışlarını kabul edebileceğimizi söylemek isteriz.
42. sayımız, bu sayının gecikmeli çıkmasından dolayı bir aksama uğramadan Ekim sonunda sizlerle buluşacak. Dosya konusunu avukatlık ve barolar olarak belirledik. Okuyucularımızın yazılarıyla da katkılarını her zaman beklediğimizi hatırlatmak isteriz.
Keyifli okumalar dileriz.
-
Yeniden merhaba
Bu sayıya güzel bir haberle merhaba diyoruz. Yayın Kurulu üyemiz sevgili Akasya ile Ulaş’ın bebekleri dünyaya geldi. 26 Ocak’ta dünyaya gelen Kansu bebek hoşgeldi!
***
Hukuk Defterleri’ni 2016 senesinde çıkarmaya başladığımızda, ülkemizin yol ayrımında olduğu, karşı devrimin 1923 Cumhuriyeti’ni tasfiye ettiği, kendi rejimi ile kurumlarını yerleştirmeye çalıştığı ve bunları yaparken de en önemli araçlardan birinin hukuk olduğu tespitlerini yapmıştık. Cumhuriyet’in 100. yılı içerisinde 2024 Ocak ayına geldiğimizde ise, AKP’nin yol aldığını, rejimin kurumlarını yerleştirdiğini, şimdi de meşruiyetini sağlamak için yeni anayasa gündemini açtığını söyleyebiliriz. Gelinen noktanın çok iç açıcı olmadığı doğruysa da, mücadelenin bırakılacağı değil, daha fazla büyütüleceği dönemlere girdiğimiz aşikar. Ülkemizin gördüğü en gerici Meclis bileşimi tarafından bu ülke topraklarında özümsenmiş kimi ilkeleri yok ederek bir anayasa yapılabilmesi mümkün değildir. Bağımsız yargı, kamucu ve laik bir cumhuriyet özleminde olanların daha fazla tartışması ve sesinin çıkması gereken bir dönem başlıyor. Bu nedenle, 2023 Mayıs’ta 39. sayımızı yayınladıktan sonra hem mali hem de teknik aksaklıklardan dolayı ara verdiğimiz dergimizle, Ocak 2024’te yeniden okurlarımızla birlikteyiz. Bundan sonra düzenli bir şekilde, üç ayda bir sizlerle olmaya devam edeceğiz.
***
40. sayıda, dosya konumuz “Cumhuriyetin 100 Yılı ve Hukuk”. Bu konunun bir yıl boyunca dosya konusu olarak ya da farklı bölümlerde gündemde tutulmasının önemli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü hukukumuzun ve burada verilen mücadelenin 100 yıllık sürecini değerlendirmemiz ve sonrası için neler yapabileceğimizi tartışmamız gerekiyor. Dosya kapsamında, TOBB ETÜ Hukuk Fakültesi’nde araştırma görevlisi M. Murat Öngel, “Türkiye’de Anayasal Değişimin Ekonomi Politiği” yazısını kaleme alırken; Prof. Dr. İzzeddin Önder de Türkiye Cumhuriyeti’nin iktisadi yönelimleri ve değişimlerini “100 Yıllık Devletin Ekonomik Değişim Noktaları” makalesinde değerlendirdi. Hukukçu, 24. ve 26. Dönem Milletvekili olan İlhan Cihaner ise, 1923 Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan ancak süreç içerisinde tahrip edilen ve günümüzde tamamen yok edilmek istenen “Laiklik” üzerine yazdı. Dosyanın son yazısı ise, emekli yargıç İbrahim Fikri Talman tarafından kaleme alındı. Danışma Kurulu üyemiz Talman, kendisinin de içerisinde yer aldığı ve yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı, yargıçların özlük hakları için çok önemli mücadele örnekleri vermiş yargıçların mücadele örgütlerini “Cumhuriyetin 100. Yılında Türkiye’de Yargıçların Örgütlenme Pratiği” başlıklı yazısında inceledi.
***
Bu sayımızı hazırlarken hem ülkemizde hem de dünyada çok önemli gelişmeler yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Yayın Kurulu olarak olabildiğince bu konulara dergimizde değerli yazarlarımızın katkılarıyla birlikte yer vermeye çalıştık. Danışma Kurulu üyemiz Av. Cem Alptekin, rezerv yapılara ilişkin hızlıca getirilen düzenlemeleri ve bu düzenlemelerin ne anlama geldiğini, “Felaket Kapitalizminde Anayasal Çöküş” başlıklı yazısında değerlendirdi. Milletvekili Av. Can Atalay’ın tahliyesine ilişkin AYM’nin bireysel başvuru kararı karşısında ilk derece mahkemesinin ve Yargıtay’ın aldığı pozisyonun hukuki değil siyasi olduğu açıkça görülse de, bu gelişmelerin bireysel başvuru hakkının geleceği açısından değerlendirmesi de oldukça önemli. Dr. Mert Duygun, “Tutuklu Milletvekillikleri Sorununda” Son Perde ve Bireysel Başvuru Hakkının Geleceği: “Can Atalay” Vakası” yazısında, bu konuda görüşlerini bizlerle paylaştı. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi üyesi Dr. Erdi Yetkin ise, söz konusu bireysel başvuru ile bağlantılı olan esas davayı yani Gezi davasını, “Yargıtay’ın Gezi Parkı Davası Kararının Değerlendirilmesi” başlıklı yazısında hukuki açıdan değerlendirdi. Yargıda güncel davalar nedeniyle yapılan tartışmalar yanında Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Başsavcısının Bakanlığa iletmiş olduğu rapor nedeniyle, yargıda yolsuzluk sorunu yeniden gündeme geldi. Emekli yargıç İbrahim Fikri Talman, “Yargıda Rüşvet İddiaları ve Çürümenin Başka Bir Türü” başlıklı yazısında konuyu ele aldı. 2023 senesinin Aralık ayında İsrail’in Gazze’ye müdahalesi ve yaptığı katliamlar karşısında büyük devletlerin çoğunun sessiz kalması hatta İsrail’i desteklemesi, akıllara uluslararası hukuk düzeni ve İsrail’e karşı neler yapılabileceği sorularını getiriyor. Bu sorularımızı ise, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi üyesi Dr. Cemil Ozansü “Uluslararası Ceza Hukuku ve Filistin Meselesi” başlıklı yazısıyla yanıtladı.
Önemli gelişmelerden biri de, iktidarın medeni kanunda yapmak istediği değişiklikler. Ocak ayının başında bu konuda yapmış oldukları Çalıştay da, Medeni Kanuna ilişkin hazırlıkların hızlandırıldığını gösteriyor. Laiklik Meclisi üyesi Av. Nazan Moroğlu, Medeni Kanunun önemi ve bu konuda iktidar tarafından yapılmak istenen değişiklikleri “Devrim Yasamız: MEDENİ KANUNUMUZ” başlıklı yazısında değerlendirdi.
40. sayımızdaki Mizah sayfasında, Hüsnü Niyetli, tutuklu bulunan müvekkilinin bir dosyasında savcının izinli olması nedeniyle yaşanan sorunları ve gecikmeleri “Ekran” başlıklı yazısında bizlerle paylaştı.
***
Birçok yurttaşımızı kaybettiğimiz, birçoğunun evsiz ve hala çadırlarda yaşamak zorunda kaldığı 6 Şubat depremi üzerinden bir sene geçti. Depremdeki kayıpların sorumluluğu hiçbir devlet yetkilisi tarafından üstlenilmediği gibi, deprem sonrası verilen vaatler de daha gerçekleştirilmedi. Hatay Barosu eski başkanı Av. Cahit Açıkalın, Hatay halkının deprem sonrası yaşadığı süreci ve verilen hukuki mücadeleyi “Bir Şehri Savunmak” başlıklı yazısında bizlerle paylaştı. Bu vesileyle, depremde kaybettiğimiz tüm yurttaşlarımızı saygıyla anıyoruz. Yeniden yaşanmaması için, asla unutmayacağız, hatırlatmaya devam edeceğiz…
***
Portre sayfamızda, 24 Mart 1978 tarihinde katledilen yurtsever savcı Doğan Öz’ü anıyoruz. Kontragerilla raporunu hazırlayan, DGM’lerin kapatılması için mücadele veren ve halkı için durmadan çalışan savcı Öz, evinden işine gitmek üzere arabasına bindiğinde kurşunlanarak öldürüldü. Faili belli olmasına ve kendisi de bunu kabul etmesine rağmen, yapılan yargılamalar sonucunda kimse hüküm giymedi. Kendisini, her sene olduğu gibi, ölümünün 46. yılında saygı ve özlemle anıyor, kendisinin yazmış olduğu bir şiiri de sizlerle paylaşıyoruz. Doğan Öz, her zaman olduğu gibi, yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.
“Dostlar biz ölmeyiz savaşta Yarının doğması bizden yana
Koş anadolulum kurtuluşa Koş yoksul uluslarla
Kötülerin savaşına savaş açtık Hak bizden yana”
Doğan Öz
-
Yeni bir döneme doğru
Ülkemiz yeni bir dönemin eşiğinde… Seçimlerde kimin kazanacağından bağımsız, 14 Mayıs sonrası bizi başka bir dönem bekliyor. Yayın kurulu olarak, bağımsız, adaletten yana bir yargı sistemi ve emekten yana bir cumhuriyet için mücadelenin esas olarak 14 Mayıs sonrasında da devam edeceğinin farkındayız. Bu bilinçle biz de yayınlarımıza devam edeceğiz…
***
6 Şubat Depremleri ve sonrası, 21 yıllık AKP döneminde Cumhuriyetin kamuculuk gibi temel ilkelerinin tahrip edilmesinin ve liyakate aykırı atama vb. yollarla devlet kurumlarının içinin boşaltılmasının sonucunu bizlere açıkça gösterdi. Bu nedenle, 39. sayımızda devletin/kamuculuğun çöküşünün ne yazık ki en büyük simgesi haline gelen 6 Şubat depremini ve devlet yapılanmasının çöküşünü bu dosyada ele almak istedik.
***
“Deprem ve Kamuculuğun Çöküşü” başlıklı dosyamızda hukuka aykırı şekilde yapılan yargılamalar sonucu Gezi davası nedeniyle bir seneyi aşkın süredir özgürlüğünden yoksun olan Dr. Tayfun Kahraman, “İktidarın Deprem Körlüğü” başlıklı yazısında deprem öncesinde ve sonrasında hükümet tarafında bırakılan eksiklikleri kaleme alırken; Prof. Dr. Özgür Orhangazi, rant ve kar maksimizasyona, piyasacı politikalara entegre olan ve deprem sonrası devlet kurumlarının ve özel sermayenin bağış kampanyaları düzenleyerek depremin ağır sonuçlarını ortadan kaldırmaya çalışan bir ülkenin, ekonomi politikasının yeniden düşünülmesi ihtiyacını “Devleti Deprem ve Sermaye” başlıklı yazısında ortaya koydu. Danışma Kurulu Üyemiz emekli yargıç İbrahim Fikri Talman ise, hukukçuların takip edilecek davalarda nelere dikkat etmesi gerektiğini ve bundan sonra böyle bir yıkımın yaşanmaması için hukuki olarak ele alınması önemli olan konuları “Deprem, Hukuk ve Hukukçular” başlığında değerlendirdi. Dosyanın son yazısında ise yayın kurulu üyemiz Dr. Akasya Kansu, “Deprem ve Çözülen Devlet” yazısında, AKP eliyle ortaya konan rejimi, deprem özelinde inceledi.
***
Bu sayımızda, güncel yazılarımızda ise iki önemli konu yer alıyor. Danışma Kurulu üyemiz Av. Cem Alptekin, “Cumhuriyetin 100. Yılında Beka Sorunu, Direnme Hakkı ve Seçimler” başlıklı yazısında 14 Mayıs 2023 tarihinde gerçekleşecek Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerini, seçime ilişkin beklentileri ve sonuçlarına göre yapılması gerekenleri değerlendirirken; bir başka danışma kurulu üyemiz Dr. Barkın Asal, “Siyaseti Yok Etme Çabasında Bir Olağanüstülük Kıskacı: İtalya’da Göç Sorunu” başlıklı yazısında, dünyanın önemli konularında biri olan göç ve göçmen sorunu üzerinden İtalya’da iktidara gelen aşırı sağ eğilimli parti hükümetinin, yine bu göç sorununu siyasi düzlemden çıkarak ülkede olağanüstü hal ilan edilecek bir noktaya getirdiğini ele aldı.
39. sayımızdaki dört sabit sayfamızda değerli yazılar bulunuyor. Kavramları Tersyüz Ediyoruz sayfasında bu sayıda “hukukun üstünlüğü” kavramını ele almak istedik. Danışma kurulu üyemiz Prof. Dr. İzzeddin Önder “Hukukun Üstünlüğü, Fakat Hangi Hukuk?” başlıklı yazısıyla bu kavramı farklı yön ve bakış açısıyla ele aldı. Hukuk Tarihisayfasında Av. Tugay Aydın, “Krikor Zöhrab’ın 1886’da Zamanaşımına Dair Yazdığı Eseri: Hukuk-ı Ceza Müruruzamanları” başlıklı çalışmasında, ülkemizde ceza hukukunun özel bir alanında yayınlandığı bilinen ilk kitap olmasının yanında hukuk zamanaşımı konusunda da değerli bilgiler içeren Krikor Zöhrab’ın Hukuk-ı Ceza Müruruzamanları eserini bizlere aktardı. Bu sayımızda Atölyeden Notlar sayfamızda ise Dr. Pınar Dikmen hocamızla gerçekleştirdiğimiz “Anayasa Yargısında Uluslararası Andlaşmaların Denetimi” atölyesine ilişkin notları okuyabilirsiniz. Mizah sayfamızda da hukukçu Hüsnü Niyetli, dezenformasyonla mücadele için getirildiği söylenen TCK m. 217/A hükmüne ilişkin eleştirilerini “Büyük A ve Ağabeylerimiz, Ablalarımız” başlıklı yazısında bizlerle paylaşıyor.
Keyifli okumalar dileriz.













