Anayasamıza Göre Cumhurbaşkanının Dönem Sınırı

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine yönelik 5678 sayılı ve 31.5.2007 tarihli Anayasa Değişikliği Hakkındaki Kanun, yalnızca cumhurbaşkanının TBMM tarafından değil, halk tarafından seçilmesine yönelik değişikliği getirmemiş, aynı zamanda görev süresi, dönem sınırı, seçim yöntemine ilişkin de kuralları belirlemiştir. TBMM tarafından seçilen cumhurbaşkanları 7 yıl için ve 1 defaya mahsus olarak seçilmekteydiler. Yapılan değişiklikle “Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.” kuralı da 101. maddeye eklenmiştir. Böylece cumhurbaşkanı seçilme yeterliliğine sahip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına iki defa seçilme hakkı, görev süresi indirilerek verilmiştir. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine yönelik 5678 sayılı değişikliği müteakiben 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu da 19.01.2012 tarihinde çıkarılmıştır. Söz konusu kural, Kanunda da aynen tekrarlanmıştır.

5678 sayılı Anayasa Değişikliğinin halk oylaması ile kabulünden kısa bir süre önce seçilen 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev süresi ve tekrar seçilip seçilemeyeceği de bu dönemde tartışma konusu olmuştur. 6271 sayılı kanunun Geçici 1. maddesi, bu duruma açıklık getirmek üzere çıkartılmış ve 11. Cumhurbaşkanının TBMM tarafından yedi yıl için bir defaya mahsus seçildiği belirtilmiştir. Görev süresinde ve bunun sınırında, 11. Cumhurbaşkanının seçildiği tarihte yürürlükte olan norm uygulanmıştır. Bu kanımca doğru bir hukuki düzenlemedir. Bununla birlikte söz konusu yasa kuralı, Anayasa Mahkemesi önüne götürülmüştür. Mahkeme, 11. Cumhurbaşkanının görev süresinin yedi yıl olduğunu kabul etmekle birlikte, tekrar seçilmeyi engelleyen kuralın Anayasanın yeni düzenlemesine aykırı olduğuna karar vermiştir[1]. Tekrar aday olunacak olan tarihteki mevcut normun, seçilme hakkında genişleme yaratması sebebiyle uygulanması gerektiği belirlenirken, dönem sınırına ilişkin de bir tespit yapılmıştır:

Cumhurbaşkanı adayı olmaya ilişkin diğer koşulları taşıyanlara ikinci kez aday gösterilme hakkını tanımaktadır. Bu hak bakımından Anayasada mevcut ve önceki Cumhurbaşkanları açısından herhangi bir istisna öngörülmemiştir”.

Bu karar ile Anayasa Mahkemesi, herhangi geçiş hükmü konulmadığı takdirde iki dönem kuralının eski ve yeni cumhurbaşkanları için hem bir hak hem de bir görev sınırı olduğunu şüphe götürmeyecek şekilde tespit etmiştir.

2017 senesinde, Anayasamızdaki yarı-başkanlık sistemini, bu defa da başkanlık sisteminin bir türüne dönüştüren anayasa değişikliği yapılmıştır. Söz konusu değişiklikle 1982 Anayasası’nın muhtelif maddeleri yeniden düzenlenmiş, ancak 101. maddedeki görev süresi ve dönem sınırına ilişkin hüküm aynen bırakılmıştır. Herhangi bir geçiş düzenlemesi de getirilmemiştir. 6771 sayılı 2017 tarihli Anayasa Değişikliği Hakkındaki Kanun’un gerekçesinde de yeni olmayan bu kurala ilişkin, doğal olarak, bir açıklamaya rastlanılmamaktadır. 101. maddede yapılan diğer değişikliklerin ise birlikte yapılacak ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin takvimin başladığı tarihte yürürlüğe girmesi kararlaştırılmış, sadece cumhurbaşkanının partisi ile ilişiğini kesen düzenlemenin referandumda kabulü ile birlikte hemen yürürlüğe gireceği belirlenmiştir.

Yapılan değişiklik ile getirilen hükümet sisteminde başkanlık sisteminin kimi kurumları parlamenter sisteme özgü kurumlarla melezlenerek cumhurbaşkanı/başkan güçlendirilmek istenmiştir. Bu amaçla esasen başkanlık sistemlerinin saf hâlinde (pure presidentialism) rastlanmayan, ancak kuvvetler arasındaki kontrol-denge bozulmuş başkancı türlerinde görebileceğimiz fesih/seçimleri yenileme kurumu anayasamıza konulmuştur.

“H. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin yenilenmesi

MADDE 116-  Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Bu halde Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır. Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır. Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir. Seçimlerinin birlikte yenilenmesine karar verilen Meclisin ve Cumhurbaşkanının yetki ve görevleri, yeni Meclisin ve Cumhurbaşkanının göreve başlamasına kadar devam eder. Bu şekilde seçilen Meclis ve Cumhurbaşkanının görev süreleri de beş yıldır”.

Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerinin aynı gün yapılması bu iki erkin farklı parti veya parti koalisyonlarının eline geçmesini engellemeyecektir. Nitekim getirilen bu düzenleme ile Meclis çoğunluğunun, cumhurbaşkanından farklı bir siyasi parti veya koalisyonun elinde olması hâlinde aralarında oluşacak çatışmayı çözmenin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Öte yandan görüldüğü gibi, seçimlerin de birlikte yenilenmesi kuralı geçerliliğini korumaktadır.

TBMM’nin de seçimleri yenileme yetkisi de devam etmektedir. Kullanılması nitelikli bir çoğunluğun kararına bağlanarak zorlaştırılan bu düzenleme ile TBMM, kendi seçimlerini ancak cumhurbaşkanının seçimleriyle birlikte yenileyebilmektedir. İşte bu noktada iki dönem kuralının tek istisnası kabul edilmektedir. Kendi iradesi dışında seçimleri yenilenirse ve cumhurbaşkanı da ikinci dönemindeyse bir defa daha seçimlere katılabilir. Birinci dönemindeyse zaten bir dönem daha seçilme hakkı bulunduğu için iki dönem sınırlaması devam etmektedir.

Aynı şekilde 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nun 5.4.2018 tarihinde değiştirilen 3. maddesinin 2. fıkrası da söz konusu kuralı belirtmektedir:

Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir. Ancak Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi hâlinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir”.

Görüldüğü gibi ne Anayasa da ne de Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nda bu kuralların uygulaması bakımından mevcut 12. Cumhurbaşkanı Erdoğan için bir istisna ya da geçiş hükmü öngörülmemiştir. Seçimlerin yenilenmesine ilişkin yeni kural ile bağlantılı olarak getirilen istisna ise 13. Cumhurbaşkanının seçimi ile birlikte yürürlüğe girecektir. Görüldüğü gibi yeni norm bir istisna halini gayet net olarak tarif etmektedir. Başkaca da bir istisna kabul edilmiş değildir.

İki dönem kuralının istisnasının 12. Cumhurbaşkanı için de uygulanabileceği açıktır. Ancak bu istisna seçimleri TBMM’nin yenilemesi hâline özgülenmiştir. Bunun mefhumu muhalifinden çıkan anlam, ikinci dönemi için seçilmiş olan cumhurbaşkanın seçimleri kendisinin yenilemesi halinde tekrar seçimlere katılamayacağıdır. Doğaldır ki istisnayı cumhurbaşkanlarının ikinci dönemlerinde kendi kararları ile seçimleri yenilmesi hâlini de içine alacak şekilde düzenlemek cumhurbaşkanlarını bu yetkiyi, bir daha seçilebilmek amacıyla kullanmaya özendirirdi. Sonuç olarak ikinci dönemine seçilmiş bir cumhurbaşkanı, görev süresi dolmadan TBMM seçimlerini yenileyerek mevcut meclisi feshetmek istiyorsa, kendisinin seçimlerinin de yenileneceğini ve bir daha aday olamayacağını bilerek bunu yapmalıdır. Anayasa’nın değişikliğe uğramamış bir normunu, ona ilişkin bir geçiş hükmü veya istisna öngörülmemişken, yeni bir hükümet sistemine geçildi diye görmezden gelmek mümkün olamaz.

Başkanlık, yarı başkanlık hatta cumhurbaşkanının halk tarafından seçildiği parlamenter sistemlerde görev süresini sınırlamak iktidarın kişiselleşmesine karşı oldukça yaygın olarak kullanılan bir formüldür. Başkanlık sisteminin bozulmuş örneklerinde bile karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, demokratikleşme çabası içindeki Afrika’da 2005 yılından bu yana 32 ülkede dönem sınırı karşımıza çıkmaktadır ve baskın çoğunluğunda da sınır iki dönem olarak belirlenmiştir[2]. Bu ülkelerde görev sınırına uyulması ve seçimler yoluyla iktidarın el değiştirmesi darbe, isyan, ayaklanma gibi yöntemleri önleyen ve aynı zamanda demokratikleşmeye işaret eden bir ölçüt olarak ele alınmaktadır[3]. Süre sınırına uymak istemeyen kimi cumhurbaşkanlarının bunu aşma girişimleri başarıya ulaştığında, Zimbabwe’de olduğu gibi adil ve özgür olamayan seçimlerin sureti haktan bulunduğu otoriter rejimlerin varlığını görüyoruz. Bu bakımdan dönem sınırının demokratik sistemler için gerekli bir kural olduğu unutulmamalıdır.

[1] Esas Sayısı: 2012/30, Karar Sayısı : 2012/96, Karar Günü : 15.6.2012.

[2] H. KWASI PREMPEH, “Presidential Power in Comparative Perspective: The Puzzling Persistence of Imperial Presidency in Post-Authoritarian Africa”, Hastings Const. L.Q., C.35, 2007-2008, sy. 771.

[3] Ibid.

print

Anayasamıza Göre Cumhurbaşkanının Dönem Sınırı

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine yönelik 5678 sayılı ve 31.5.2007 tarihli Anayasa Değişikliği Hakkındaki Kanun, yalnızca cumhurbaşkanının TBMM tarafından değil, halk tarafından seçilmesine yönelik değişikliği getirmemiş, aynı zamanda görev süresi, dönem sınırı, seçim yöntemine ilişkin de kuralları belirlemiştir. TBMM tarafından seçilen cumhurbaşkanları 7 yıl için ve 1 defaya mahsus olarak seçilmekteydiler. Yapılan değişiklikle “Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.” kuralı da 101. maddeye eklenmiştir. Böylece cumhurbaşkanı seçilme yeterliliğine sahip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına iki defa seçilme hakkı, görev süresi indirilerek verilmiştir. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine yönelik 5678 sayılı değişikliği müteakiben 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu da 19.01.2012 tarihinde çıkarılmıştır. Söz konusu kural, Kanunda da aynen tekrarlanmıştır.

5678 sayılı Anayasa Değişikliğinin halk oylaması ile kabulünden kısa bir süre önce seçilen 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev süresi ve tekrar seçilip seçilemeyeceği de bu dönemde tartışma konusu olmuştur. 6271 sayılı kanunun Geçici 1. maddesi, bu duruma açıklık getirmek üzere çıkartılmış ve 11. Cumhurbaşkanının TBMM tarafından yedi yıl için bir defaya mahsus seçildiği belirtilmiştir. Görev süresinde ve bunun sınırında, 11. Cumhurbaşkanının seçildiği tarihte yürürlükte olan norm uygulanmıştır. Bu kanımca doğru bir hukuki düzenlemedir. Bununla birlikte söz konusu yasa kuralı, Anayasa Mahkemesi önüne götürülmüştür. Mahkeme, 11. Cumhurbaşkanının görev süresinin yedi yıl olduğunu kabul etmekle birlikte, tekrar seçilmeyi engelleyen kuralın Anayasanın yeni düzenlemesine aykırı olduğuna karar vermiştir[1]. Tekrar aday olunacak olan tarihteki mevcut normun, seçilme hakkında genişleme yaratması sebebiyle uygulanması gerektiği belirlenirken, dönem sınırına ilişkin de bir tespit yapılmıştır:

Cumhurbaşkanı adayı olmaya ilişkin diğer koşulları taşıyanlara ikinci kez aday gösterilme hakkını tanımaktadır. Bu hak bakımından Anayasada mevcut ve önceki Cumhurbaşkanları açısından herhangi bir istisna öngörülmemiştir”.

Bu karar ile Anayasa Mahkemesi, herhangi geçiş hükmü konulmadığı takdirde iki dönem kuralının eski ve yeni cumhurbaşkanları için hem bir hak hem de bir görev sınırı olduğunu şüphe götürmeyecek şekilde tespit etmiştir.

2017 senesinde, Anayasamızdaki yarı-başkanlık sistemini, bu defa da başkanlık sisteminin bir türüne dönüştüren anayasa değişikliği yapılmıştır. Söz konusu değişiklikle 1982 Anayasası’nın muhtelif maddeleri yeniden düzenlenmiş, ancak 101. maddedeki görev süresi ve dönem sınırına ilişkin hüküm aynen bırakılmıştır. Herhangi bir geçiş düzenlemesi de getirilmemiştir. 6771 sayılı 2017 tarihli Anayasa Değişikliği Hakkındaki Kanun’un gerekçesinde de yeni olmayan bu kurala ilişkin, doğal olarak, bir açıklamaya rastlanılmamaktadır. 101. maddede yapılan diğer değişikliklerin ise birlikte yapılacak ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin takvimin başladığı tarihte yürürlüğe girmesi kararlaştırılmış, sadece cumhurbaşkanının partisi ile ilişiğini kesen düzenlemenin referandumda kabulü ile birlikte hemen yürürlüğe gireceği belirlenmiştir.

Yapılan değişiklik ile getirilen hükümet sisteminde başkanlık sisteminin kimi kurumları parlamenter sisteme özgü kurumlarla melezlenerek cumhurbaşkanı/başkan güçlendirilmek istenmiştir. Bu amaçla esasen başkanlık sistemlerinin saf hâlinde (pure presidentialism) rastlanmayan, ancak kuvvetler arasındaki kontrol-denge bozulmuş başkancı türlerinde görebileceğimiz fesih/seçimleri yenileme kurumu anayasamıza konulmuştur.

“H. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin yenilenmesi

MADDE 116-  Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Bu halde Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır. Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır. Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir. Seçimlerinin birlikte yenilenmesine karar verilen Meclisin ve Cumhurbaşkanının yetki ve görevleri, yeni Meclisin ve Cumhurbaşkanının göreve başlamasına kadar devam eder. Bu şekilde seçilen Meclis ve Cumhurbaşkanının görev süreleri de beş yıldır”.

Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerinin aynı gün yapılması bu iki erkin farklı parti veya parti koalisyonlarının eline geçmesini engellemeyecektir. Nitekim getirilen bu düzenleme ile Meclis çoğunluğunun, cumhurbaşkanından farklı bir siyasi parti veya koalisyonun elinde olması hâlinde aralarında oluşacak çatışmayı çözmenin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Öte yandan görüldüğü gibi, seçimlerin de birlikte yenilenmesi kuralı geçerliliğini korumaktadır.

TBMM’nin de seçimleri yenileme yetkisi de devam etmektedir. Kullanılması nitelikli bir çoğunluğun kararına bağlanarak zorlaştırılan bu düzenleme ile TBMM, kendi seçimlerini ancak cumhurbaşkanının seçimleriyle birlikte yenileyebilmektedir. İşte bu noktada iki dönem kuralının tek istisnası kabul edilmektedir. Kendi iradesi dışında seçimleri yenilenirse ve cumhurbaşkanı da ikinci dönemindeyse bir defa daha seçimlere katılabilir. Birinci dönemindeyse zaten bir dönem daha seçilme hakkı bulunduğu için iki dönem sınırlaması devam etmektedir.

Aynı şekilde 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nun 5.4.2018 tarihinde değiştirilen 3. maddesinin 2. fıkrası da söz konusu kuralı belirtmektedir:

Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir. Ancak Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi hâlinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir”.

Görüldüğü gibi ne Anayasa da ne de Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nda bu kuralların uygulaması bakımından mevcut 12. Cumhurbaşkanı Erdoğan için bir istisna ya da geçiş hükmü öngörülmemiştir. Seçimlerin yenilenmesine ilişkin yeni kural ile bağlantılı olarak getirilen istisna ise 13. Cumhurbaşkanının seçimi ile birlikte yürürlüğe girecektir. Görüldüğü gibi yeni norm bir istisna halini gayet net olarak tarif etmektedir. Başkaca da bir istisna kabul edilmiş değildir.

İki dönem kuralının istisnasının 12. Cumhurbaşkanı için de uygulanabileceği açıktır. Ancak bu istisna seçimleri TBMM’nin yenilemesi hâline özgülenmiştir. Bunun mefhumu muhalifinden çıkan anlam, ikinci dönemi için seçilmiş olan cumhurbaşkanın seçimleri kendisinin yenilemesi halinde tekrar seçimlere katılamayacağıdır. Doğaldır ki istisnayı cumhurbaşkanlarının ikinci dönemlerinde kendi kararları ile seçimleri yenilmesi hâlini de içine alacak şekilde düzenlemek cumhurbaşkanlarını bu yetkiyi, bir daha seçilebilmek amacıyla kullanmaya özendirirdi. Sonuç olarak ikinci dönemine seçilmiş bir cumhurbaşkanı, görev süresi dolmadan TBMM seçimlerini yenileyerek mevcut meclisi feshetmek istiyorsa, kendisinin seçimlerinin de yenileneceğini ve bir daha aday olamayacağını bilerek bunu yapmalıdır. Anayasa’nın değişikliğe uğramamış bir normunu, ona ilişkin bir geçiş hükmü veya istisna öngörülmemişken, yeni bir hükümet sistemine geçildi diye görmezden gelmek mümkün olamaz.

Başkanlık, yarı başkanlık hatta cumhurbaşkanının halk tarafından seçildiği parlamenter sistemlerde görev süresini sınırlamak iktidarın kişiselleşmesine karşı oldukça yaygın olarak kullanılan bir formüldür. Başkanlık sisteminin bozulmuş örneklerinde bile karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, demokratikleşme çabası içindeki Afrika’da 2005 yılından bu yana 32 ülkede dönem sınırı karşımıza çıkmaktadır ve baskın çoğunluğunda da sınır iki dönem olarak belirlenmiştir[2]. Bu ülkelerde görev sınırına uyulması ve seçimler yoluyla iktidarın el değiştirmesi darbe, isyan, ayaklanma gibi yöntemleri önleyen ve aynı zamanda demokratikleşmeye işaret eden bir ölçüt olarak ele alınmaktadır[3]. Süre sınırına uymak istemeyen kimi cumhurbaşkanlarının bunu aşma girişimleri başarıya ulaştığında, Zimbabwe’de olduğu gibi adil ve özgür olamayan seçimlerin sureti haktan bulunduğu otoriter rejimlerin varlığını görüyoruz. Bu bakımdan dönem sınırının demokratik sistemler için gerekli bir kural olduğu unutulmamalıdır.

[1] Esas Sayısı: 2012/30, Karar Sayısı : 2012/96, Karar Günü : 15.6.2012.

[2] H. KWASI PREMPEH, “Presidential Power in Comparative Perspective: The Puzzling Persistence of Imperial Presidency in Post-Authoritarian Africa”, Hastings Const. L.Q., C.35, 2007-2008, sy. 771.

[3] Ibid.

print