Çevre Ceza Hukukunun Gerekliliğine Ve Etkinliğine İlişkin Kısa Bir Değerlendirme

4 Haziran 2019 tarihinde açıklanan ve Çevrenin korunmasında hukukun zorlayıcı gücünden faydalanılması tartışmasız kabul görmekle birlikte, hangi mekanizmalara başvurulması gerektiği üzerinde uzlaşı sağlanamayan bir konudur. İdare hukuku, medeni hukuk ve ceza hukuku arasından hangisinin veya hangilerinin tercih edilebileceğine yönelik farklı yaklaşımlar bulunur. Dinamik bir karaktere sahip olması nedeniyle, idare hukuku çevre korumasında fayda sağlayabilir.1 Her geçen gün farklı şekillere bürünen çevre sorunları karşısında, günceli yakalama yükümlülüğü taşıyan idare hukukunun çözüm üretmesi mümkündür. Kaldı ki, çevre zararları karşısında idari yaptırımların uygulanması ve yine bu yaptırımlar için öngörülen itiraz yollarına başvurulması kolaydır.

Öte yandan, idari yaptırımların caydırıcılık sağlama bakımından göstereceği etkinin ceza hukukundaki kadar güçlü olması beklenemez. Çevre ihlallerinin genellikle tüzel kişilerin faaliyetleri çerçevesinde işlendiği düşünüldüğünde, idari para cezalarının çözüm sunmakta yeterli olmayacağı görülebilir. Finansal bakımdan güçlü işletmeler açısından ödenecek cezalar, ticari ilişkideki gider kaleminden öte anlam taşımaz.2 Söz konusu tüzel kişilerle ilgili olarak, idarelerin yasaklama ya da izin verme gibi çeşitli yetkilerini kullanmaları da faydasız kalabilir. Türkiye’deki idareler ve kimi işletmeler arasındaki ilişkiler yumağı göz önünde bulundurulduğunda, çevre idare hukukuna ilişkin kuralların formaliteden öte bir anlam taşımaması olasıdır.

***

Yazının devamını Hukuk Defterleri’nin 22. sayısında okuyabilirsiniz.

print

Çevre Ceza Hukukunun Gerekliliğine Ve Etkinliğine İlişkin Kısa Bir Değerlendirme

4 Haziran 2019 tarihinde açıklanan ve Çevrenin korunmasında hukukun zorlayıcı gücünden faydalanılması tartışmasız kabul görmekle birlikte, hangi mekanizmalara başvurulması gerektiği üzerinde uzlaşı sağlanamayan bir konudur. İdare hukuku, medeni hukuk ve ceza hukuku arasından hangisinin veya hangilerinin tercih edilebileceğine yönelik farklı yaklaşımlar bulunur. Dinamik bir karaktere sahip olması nedeniyle, idare hukuku çevre korumasında fayda sağlayabilir.1 Her geçen gün farklı şekillere bürünen çevre sorunları karşısında, günceli yakalama yükümlülüğü taşıyan idare hukukunun çözüm üretmesi mümkündür. Kaldı ki, çevre zararları karşısında idari yaptırımların uygulanması ve yine bu yaptırımlar için öngörülen itiraz yollarına başvurulması kolaydır.

Öte yandan, idari yaptırımların caydırıcılık sağlama bakımından göstereceği etkinin ceza hukukundaki kadar güçlü olması beklenemez. Çevre ihlallerinin genellikle tüzel kişilerin faaliyetleri çerçevesinde işlendiği düşünüldüğünde, idari para cezalarının çözüm sunmakta yeterli olmayacağı görülebilir. Finansal bakımdan güçlü işletmeler açısından ödenecek cezalar, ticari ilişkideki gider kaleminden öte anlam taşımaz.2 Söz konusu tüzel kişilerle ilgili olarak, idarelerin yasaklama ya da izin verme gibi çeşitli yetkilerini kullanmaları da faydasız kalabilir. Türkiye’deki idareler ve kimi işletmeler arasındaki ilişkiler yumağı göz önünde bulundurulduğunda, çevre idare hukukuna ilişkin kuralların formaliteden öte bir anlam taşımaması olasıdır.

***

Yazının devamını Hukuk Defterleri’nin 22. sayısında okuyabilirsiniz.

print