Çocuk Hakları ve Eğitim Sistemimiz!

Tarih, doğal yıkımlar yanında bin yıllardır insanların yarattığı yıkımlara da tanık olmuştur. Güçlü olan güçsüz olana yaşam hakkı tanımamıştır. Güçlü olanın ele geçirdiği yerleri talan edip yağmalaması, mağlupların öldürülmesi ya da esir alınarak bir mal gibi kullanılması yüzyıllarca sürmüştür. Batıda Rönesans, aydınlanma, laikleşme ve uluslaşma süreçleri insancıl değerlerin giderek önem kazanmasına yol açmıştır. Afrikalıların yaklaşık 150 yıldır köle olarak kullanıldığı Amerika’da, uygulanması uzun zaman alsa da, 4 Temmuz 1776 tarihli Amerikan Bağımsızlık Bildirgesinde, “Tüm insanların eşit yaratıldığını, Yaradanları tarafından kendilerine devredilemez hakların verildiğini ve bu hakların arasında Yaşam, Özgürlük ve Mutluluğa erişme haklarının bulunduğu” açıklanmıştır1. 26 Ağustos 1789’da, ilk maddesinde, “insanlar sahip oldukları haklar yönünden özgür ve eşit doğarlar, özgür ve eşit yaşarlar” ifadesini içeren Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi2 yayımlanmıştır.

Çocuk hakları konusu ise, ilk kez 1800’lerin sonunda gündeme gelmiştir. I. Dünya Savaşı sonrasında, milletler arasında barışı ve güvenliği korumak üzere 10 Ocak 1920’de Milletler Cemiyeti kurulmuştur. Milletler Cemiyeti, Uluslararası Çocuk Hakları Bildirgesi’ni 26 Eylül 1924’te kabul etmiştir.

II. Dünya Savaşı Milletler Cemiyeti’ni işlevsizleştirmiştir. Savaş sonunda 24 Ekim 1945’te adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği uluslararasında tüm ülkelere sağlama amacıyla Birleşmiş Milletler (BM) kurulmuştur. BM, 10 Aralık 1948’de, “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi3”ni kabul etmiştir. Bu bildirgenin eğitim hakkıyla ilgili maddesi şöyledir: “Herkes eğitim hakkına sahiptir(m.26.1). Eğitim insan kişiliğini tam geliştirmeye ve insan haklarıyla temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yönelik olmalıdır. Eğitim, bütün uluslar, ırklar ve dinsel topluluklar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu özendirmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışı koruma yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir” (m.26.2).

***

Yazının devamını Hukuk Defterleri dergisinin 18. sayısında okuyabilirsiniz.

print

Çocuk Hakları ve Eğitim Sistemimiz!

Tarih, doğal yıkımlar yanında bin yıllardır insanların yarattığı yıkımlara da tanık olmuştur. Güçlü olan güçsüz olana yaşam hakkı tanımamıştır. Güçlü olanın ele geçirdiği yerleri talan edip yağmalaması, mağlupların öldürülmesi ya da esir alınarak bir mal gibi kullanılması yüzyıllarca sürmüştür. Batıda Rönesans, aydınlanma, laikleşme ve uluslaşma süreçleri insancıl değerlerin giderek önem kazanmasına yol açmıştır. Afrikalıların yaklaşık 150 yıldır köle olarak kullanıldığı Amerika’da, uygulanması uzun zaman alsa da, 4 Temmuz 1776 tarihli Amerikan Bağımsızlık Bildirgesinde, “Tüm insanların eşit yaratıldığını, Yaradanları tarafından kendilerine devredilemez hakların verildiğini ve bu hakların arasında Yaşam, Özgürlük ve Mutluluğa erişme haklarının bulunduğu” açıklanmıştır1. 26 Ağustos 1789’da, ilk maddesinde, “insanlar sahip oldukları haklar yönünden özgür ve eşit doğarlar, özgür ve eşit yaşarlar” ifadesini içeren Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi2 yayımlanmıştır.

Çocuk hakları konusu ise, ilk kez 1800’lerin sonunda gündeme gelmiştir. I. Dünya Savaşı sonrasında, milletler arasında barışı ve güvenliği korumak üzere 10 Ocak 1920’de Milletler Cemiyeti kurulmuştur. Milletler Cemiyeti, Uluslararası Çocuk Hakları Bildirgesi’ni 26 Eylül 1924’te kabul etmiştir.

II. Dünya Savaşı Milletler Cemiyeti’ni işlevsizleştirmiştir. Savaş sonunda 24 Ekim 1945’te adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği uluslararasında tüm ülkelere sağlama amacıyla Birleşmiş Milletler (BM) kurulmuştur. BM, 10 Aralık 1948’de, “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi3”ni kabul etmiştir. Bu bildirgenin eğitim hakkıyla ilgili maddesi şöyledir: “Herkes eğitim hakkına sahiptir(m.26.1). Eğitim insan kişiliğini tam geliştirmeye ve insan haklarıyla temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yönelik olmalıdır. Eğitim, bütün uluslar, ırklar ve dinsel topluluklar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu özendirmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışı koruma yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir” (m.26.2).

***

Yazının devamını Hukuk Defterleri dergisinin 18. sayısında okuyabilirsiniz.

print