Sulh Ceza Hâkimliği veya Themis’in Savurduğu Kılıç!

Aklını kullanamayanlar,

başkalarının aklının aracı ve esiri olurlar

Bu bağlamda yargısal akıl,

hür ve bağımsız vicdanların varlığını zorunlu kılar.

Immanuel Kant

29.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa, ülkenin hukuk ve yargı sisteminde uzun yıllar etkisi olacak değişiklikler getirdi. Olasılıkla önceden ve inceden inceye düşünülmüş olan yasal değişiklikler, siyasi iktidarın istek ve beklentileri baz alınarak hazırlanmış uygulamaları hayata geçirdiği gibi, hukuk düzeni ve yargının biraz daha siyasallaşmasına da yol açıyordu. Siyasi iktidar, artık, yargının yol ve yön göstericisi, siyasal hedeflerine ulaşmanın temel araçlarından birine dönüşen yargının tek egemeni konumuna geliyordu. Bu egemenliğini, yeniden düzenlediği Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu dilediğince şekillendirerek gerçekleştiriyor ve bağımsız yargının son kırıntılarını da ortadan kaldırmaya yöneliyordu. Bu süreçte en başat rollerden birini HSYK oynarken, diğer etkin aktör ise Sulh Ceza Hâkimleri oluyordu. Dolayısıyla, öncelikle, getirilen Sulh Ceza Hakimliği sistemini biraz açarak, ayrıntılara girmekte yarar olacaktır.

Yazının devamını Hukuk Defterleri’nin 14. sayısında okuyabilirsiniz.

print

Sulh Ceza Hâkimliği veya Themis’in Savurduğu Kılıç!

Aklını kullanamayanlar,

başkalarının aklının aracı ve esiri olurlar

Bu bağlamda yargısal akıl,

hür ve bağımsız vicdanların varlığını zorunlu kılar.

Immanuel Kant

29.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa, ülkenin hukuk ve yargı sisteminde uzun yıllar etkisi olacak değişiklikler getirdi. Olasılıkla önceden ve inceden inceye düşünülmüş olan yasal değişiklikler, siyasi iktidarın istek ve beklentileri baz alınarak hazırlanmış uygulamaları hayata geçirdiği gibi, hukuk düzeni ve yargının biraz daha siyasallaşmasına da yol açıyordu. Siyasi iktidar, artık, yargının yol ve yön göstericisi, siyasal hedeflerine ulaşmanın temel araçlarından birine dönüşen yargının tek egemeni konumuna geliyordu. Bu egemenliğini, yeniden düzenlediği Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu dilediğince şekillendirerek gerçekleştiriyor ve bağımsız yargının son kırıntılarını da ortadan kaldırmaya yöneliyordu. Bu süreçte en başat rollerden birini HSYK oynarken, diğer etkin aktör ise Sulh Ceza Hâkimleri oluyordu. Dolayısıyla, öncelikle, getirilen Sulh Ceza Hakimliği sistemini biraz açarak, ayrıntılara girmekte yarar olacaktır.

Yazının devamını Hukuk Defterleri’nin 14. sayısında okuyabilirsiniz.

print