Yazar:

  • Aydınlık bir geleceğe dair umutla…

    Havanın kurşun gibi ağır olduğu, üçüncü kez uzatılan bir OHAL dönemini yaşıyoruz… Bombaların patlamaya, hak ve özgürlükleri sınırlayan KHK’ların çıkmaya, gericiliğin toplumsal hayatın derinliklerine nüfuz etmeye devam ettiği ülkemiz, 2017’ye daha ilk dakikalarında gerçekleşen bir saldırıyla girdi.

    Sadece 2015 ve 2016 yıllarında, 26 bombalı ve silahlı katliam gerçekleşti. Yılın son günlerinde Rusya Büyükelçisi öldürüldü, 2017 yılının daha ilk günlerinde ise Reina ve İzmir Adliyesi saldırıları yaşandı. Bizler, bir yandan bombalarla korkutularak sindirilmeye çalışılırken bir yandan da OHAL döneminde bir anayasa ve rejim değişikliği sürecine sürükleniyoruz.

    2016 yılının Mayıs ayında ilk sayımız ile yola çıkarken, dergimizin cumhuriyetin yeniden yapılandırılması sürecinde yayın hayatında başladığını, hukukun ise en başından itibaren bu sürecin önemli enstrümanlarından biri olduğunu söylemiştik. Sözü edilen sürecin 15 Temmuz sonrasında nasıl hız kazandığını da gördük. Ülke içerisinde bunlar yaşanırken, aynı zamanda bir bölgesel savaşın içine doğru girdiğimiz de açık. Emperyalizmin Ortadoğu’daki ılımlı İslam projesinin bir parçası ve rol modeli olan Türkiye üzerinden Suriye’ye radikal cihatçı çetelerin geçişine izin verildi. Suriye ve Irak’ın parçalanması hedeflenmişken bugün ülkemiz de bölgesel krizin bir parçası durumuna geldi. Dış politika ile iç politikanın birbirine geçtiği böylesi bir dönemde; hukuk sistemi de bulunduğumuz krizde sömürü ve baskı mekanizması olduğu kadar aynı zamanda burjuva siyasetinin çözüm mekanizması olarak da kullanılmaya çalışılmaktadır. Bir yandan kitleler hukuk eliyle tahakküm altına alınırken diğer yandan da çözümün sadece hukuksal mekanizmalar üzerinden sağlanacağına dair algı yaratılmaktadır.

    ***

    2017 yılına katliamların yanında, Anayasa değişikliği tasarısının hayata geçmesiyle başlamış olduk. TBMM Anayasa Komisyonu’nun 18 maddeden oluşan “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapan Kanun Teklifi”, 30 Aralık 2016 tarihinde kabul edildi.

    Dolayısıyla, 2. sayımızda başladığımız anayasa tartışmalarına bu sayımızda “Anayasa ve Rejim Tartışmaları” dosya konusu ile devam ediyoruz.

    Prof. Dr. Fazıl Sağlam, “Anayasa Değişikliği Girişimi Üzerine Bazı Notlar” başlıklı yazısında, teklifteki düzenlemelerin yarı başkanlık, başkanlık ve cumhurbaşkanlığı kavramları içerisinde nereye oturduğuna ve nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin görüşlerini ifade etti. Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu, “Patronlu Bir Hiper Başkanlık Teklifi” yazısıyla hükümet biçimine odaklı bu teklifi, Anayasa’nın sistematiği ve içeriği bakımından değerlendirirken; Prof. Dr. Ali Murat Özdemir “Başkanlık Sistemi Üzerine Düşünceler” başlıklı yazısıyla söz konusu teklifi başkanlık sistemi üzerinden inceleyerek dergimize değerli katkılarını sundu. Yayın kurulu üyemiz Evrim Şenöz ise, “Anayasa Değişikliği ve İstikrar” başlıklı yazısında anayasa değişikliği talebinin ne anlama geldiğini istikrar önermesi bakımından inceledi.

    ***

    İlk sayıdan bugüne geçirdiğimiz süreye, dergimizin dosya konularına, içeriklerimize, yazarlarımıza ve hukukun siyasal alanda oynadığı role baktığımızda dergimizin dostlarıyla birlikte önemli bir düşünsel boşluğu doldurmaya aday olduğunu gözlemliyoruz. Bu nedenle hukukun altını üstüne getirmeye ve hukuku ters yüz etmeye devam edeceğiz. Bu çaba ve mücadelenin başka alanlarda da bir arada süreceğine inancımız tamdır.

    2017 yılının ilk çeyreği içerisinde yapılması planlanan anaysa değişiklik referandumu, ülke tarihimiz açısından büyük bir dönüm noktası olacaktır. Böyle bir dönüm noktasında ilerici ve aydın hukukçuların birlikte mücadelesine olan ihtiyacımız daha da artmaktadır. Bu duygu ve düşüncelerle, Yayın Kurulu olarak yeni yılınızı kutlar, ülkemize getirilmek istenen bu rejime karşı “Hayır”ımızı yükselteceğimiz bir yılı birlikte geçirmeyi dileriz.

    ***

    Altıncı sayımızın dosya konusunu ise OHAL olarak belirledik. Bununla birlikte aynı sayımızda 8 Mart özelinde kadın hakları ve mücadelesine ilişkin bir çalışmayı da hazırlamayı düşünüyoruz. Mart- Nisan sayımıza katkı sunmak isteyen okurlarımızın bizimle irtibata geçebileceğini belirtmek isteriz. Yine dergimizin yer almasının iyi olacağını düşündüğünüz kitabevlerini bizimle paylaşmanızı beklediğimizi tekrar hatırlatırız.

    Önümüzdeki sayımızda buluşmak üzere…

    Yayın Kurulu

  • Dergimiz Nerede

    Ankara
     Arkadaş Kitabevi / Kentpark Şubesi
     Arkadaş Kitabevi One Tower Şubesi/Çankaya
     Arkadaş Kitabevi Atlantis Şubesi/Batıkent Yenimahalle
     Dost Kitabevi/Kızılay
     İmge Kitabevi/Kızılay
     Seçkin Yayıncılık / Strazburg Caddesi
     Turhan Kitabevi/Kızılay
     Antalya
     Kaleiçi Sahaf
     Kitap Kurdu Sahaf
     
     Aydın
     Gecekondu Kafe & Bar/ Efeler
     
     Bursa
     Ezgi Kitabevi
     
     Edirne
     Nazım Hikmet Kültür Merkezi
     
     Eskişehir
     Aşiyan Sahaf
     Germinal Sahaf
     
     Gaziantep
     Don Kişot Kitabevi
     Umut Kitabevi
     
     İstanbul
    Beşiktaş
    Mephisto
    Beyoğlu
    Mephisto
    Pandora
    Kadıköy
    Akademi
    İmge
    Legal Kitabevi
    Mephisto
    Sosyal Kitabevi ve Sahaf – Akmar Pasajı
    Tasarım Bookshop
    Kartal
    Seçkin Yayıncılık / Anadolu Adliyesi
    Maltepe
    Nazım Hikmet Kültür Merkezi
    Mecidiyeköy
    Seçkin Yayıncılık / Çağlayan Adliyesi
    Küçükçekmece
    Boran Kırtasiye/ Sefaköy
    Şişli
    Pandora / Nişantaşı
    Seçkin Yayıncılık
     İzmir
     Kabuk Kitabevi/Alsancak
     Yakın Kitabevi /Alsancak
     Konya
     Pera Sahaf/ Rampalı Çarşı
     Mersin
     Antik Sahaf Kitabevi/Tarsus
     Sokak Kitabevi
     Sakarya
    Mi’za Antika Kitap Cafe

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    Dergimizin yer almasının iyi olacağını düşündüğünüz kitabevlerini bizimle paylaşmanızı bekliyoruz.

  • Etkinlikler

    [foogallery id=”2489″] [foogallery id=”2491″] [foogallery id=”2490″]
    [foogallery id=”3084″] [foogallery id=”3633″] [foogallery id=”3634″]
    [foogallery id=”4175″] [foogallery id=”4200″]
  • Hakkımızda

    Ülkemiz bir yol ayrımında…

     

    1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti tasfiye edildi. Şimdi ise yerine başka bir cumhuriyet kurma çabası var. 2010 Anayasa referandumu bu süreçte önemli bir aşamaydı. 2017 yılında gerçekleştirilen başka bir Anayasa referandumu ise bir aşama daha geçilmesini sağladı. 2. Cumhuriyeti bu topraklarda tüm kurumlarıyla yerleştirmeye çalışıyorlar.

    Bütün bu aşamalarda hukuk değişimin önemli bir aracıydı. 2. Cumhuriyet rejimini kurma, yerleştirme ve toplumu şekillendirme çabalarında yargı hep en önemli rolde oldu, olmaya da devam ediyor.

    Hukuk Defterleri işte bu altüst oluş sürecinde, 2016 yılının Mayıs ayında yola çıktı.

    Hukuk Defterleri olarak bizler, tamamen operasyonel bir araca dönüştürülen yargının kararlarını bir bütün olarak rejimin ihtiyaçları doğrultusunda verdiği, emekçilerin haklarının sistematik olarak gasp edilmeye devam edildiği, toplumsal adalet duygusunun büyük bir tahribata uğradığı böylesi bir dönemde, adalet arayışına nasıl çözüm üretileceği sorusunun, nasıl bir ülke/nasıl bir cumhuriyet sorularıyla birlikte düşünülmesi ve değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.

    Ülkemizin böylesi bir döneminde, hukukun kapitalizmde oynadığı rol ve kapladığı alan ile birlikte bugün hukukun nasıl bir işlev kazandığını, daha doğrusu hukuka bu işlevin kazandırıldığını, sömürü ve baskı mekanizmalarındaki rolünü, bu bağlamda eşitlik, özgürlük ve adalet kavramlarını tartışmaya ve tartıştırmaya ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.

    Bu nedenle mottomuzu da “Hukukun Tersyüzü” olarak belirledik. Kastettiğimiz ise, basit anlamı ile hukukun bir de diğer yüzü var değil. Hukukun teorik tersyüzüne atıf yapıyoruz. Bu anlamı ile uğraşımız “bugünün hukuku”na bir müdahale çabasıdır.

    Uğraşımız bağımsız, eşitlikçi ve özgür bir ülke, yeni bir cumhuriyet mücadelesine elimizden geldiğince katkı sunmaktır.

    Ülkemizin ve hukuk sisteminin, içinde bulunduğu durumdan çıkabilmesi için, yukarıda kısaca bahsettiğimiz tabloya ilişkin benzer kaygılar taşıyan tüm ilerici hukukçuların birlikteliğinin yaratılması önemlidir.

    Hukuk Defterleri  tam da bu doğrultuda, birlikte tartışarak üretecek bir platformun aracı olma gayesidir.

  • Laikliğe ihtiyacımız her geçen gün daha da artarken…

    Ülkemizde OHAL dönemi, KHK’larla gelen meslekten çıkarmalar, dernek kapatmaları ve hukuksuz tutuklamalarla devam ediyor.

    Yazılarıyla bize destek olan dostlarımız da ne yazık ki bundan nasibini alıyorlar. Derginin bu sayısının hazırlık aşamasında, KHK ile kapatılan YARSAV’ın son başkanı Murat ARSLAN hiçbir gerekçe gösterilmeksizin tutuklandı. Yine yazarımız Dr. Barkın ASAL gibi birçok ilerici hocamız KHK ile meslekten çıkarıldı. Çağdaş Hukukçular Derneği, Özgürlükçü Hukukçular Derneği, Barış Derneği gibi kimi ilerici derneğin de bulundugu 370 derneğin önce faaliyeti durduruldu, sonra da bu dernekler kapatıldı. Cumhuriyet gazetesine operasyon düzenlendi, gazetenin avukatları ve gazeteciler tutuklandı. Hukuk Defterleri olarak bu usulsüz işlemler nedeniyle meslekten çıkarılan, tutuklanan, dernekleri kapatılan veya faaliyeti durdurulan dostlarımızın yanlarında olduğumuzu bir kez daha belirtmek isteriz.

    ***

    Bu sayının dosya konusu “Laiklikte neden ısrar ediyoruz?”. Bu konuyu seçmemizin ne kadar önemli olduğunu, yazı yazılırken hala Meclis gündeminde bulunan tecavüzcüyü aklama yasa tasarı ve benzeri konular bize tekrar göstermiş oldu.

    Laiklikte neden ısrar ediyoruz?” sorusunu farklı çalışma alanlarından 5 değerli arkadaşımız cevapladı. Bilim ve Gelecek dergisinin genel yayın yönetmeni Ender Helvacıoğlu, “Burjuva Aydınlanmasının Serüveni ve Emekçi Aydınlanması” başlıklı yazısı ile bu soruyu ele alırken, Ar. Gör. Akasya Kansu Karadağ, laiklik kavramının doğuşu ve Türkiye’deki gelişimi konusunda “Laiklik Üzerine Bir Deneme” yazısıyla bu soru çerçevesindeki tartışmalara katkıda bulundu. Gazeteci Barış Terkoğlu, laikliğin neden güncel bir ihtiyaç olduğunu “Laiklik Eski Bir Şarkı Değil” isimli yazısıyla değerlendirirken, gazeteci Merdan Yanardağ ise “Laiklik ve İdeolojik Mücadele” başlıklı yazısında bu konuyu ele aldı. Son olarak Murat Yurttaş, söz konusu soruya nasıl bir laikliğe ihtiyaç olduğunu açıkladığı “Bize ‘Sadece’ Laiklik Gerek” yazısıyla yanıt verdi.

    ***
    Bu sayıda birçok özel yazı ve dosyamız var. Ancak bunlardan biri çok ama çok uzaktan bir Hocamızla yapmış olduğumuz röportaj. Sevgili dostumuz Ulaş Karadağ’ın bizi kırmayıp özenle hazırladığı sorular, Sel Yayıncılık’tan arkadaşımız Bilge Sancı aracılığıyla David Harvey’e gönderildi. Ve böylece Harvey ile kitaplarına ve güncel siyasete dair bir röportaj gerçekleştirmiş olduk. Ulaş’a, Bilge’ye ve röportajın ortaya çıkmasında büyük katkısı bulunan Cihan İlter arkadaşımıza da tekrar teşekkürlerimizi buradan iletiriz.

    ***
    Ayrıca bu sayıda KHK’lar nedeniyle meslekten çıkarılan ilerici hocalarımız ile dayanışabilmek amacıyla bir bölüm ayırdık. Ayırdığımız bölümde hocalarımız Dr. Ertuğrul Uzun “Hukukçunun Hukuktan Başka Neye İhtiyacı Var?” ve Dr. Kuvvet Lordoğlu “Neo-Liberal Dönüşüm İçinden Bir Direniş: Adil Emek Örgütü (FLA)” başlıklı yazılarıyla dergimize katkıda bulundular. Hukuksuz şekilde meslekten çıkarılan Hocalarımızın elbette birgün yeniden üniversitelerine döneceğine inancımızın tam olduğunu belirtmek isteriz.

    ***
    Yine dostlarımız değerli yazılarıyla katkılarını sunmaya bu sayıda da devam ettiler.

    Yayın kurulumuz üyesi Aysel Tekerek, ülkenin güncel durumunu “Darbe Hukuku Nereye Kadar?” yazısıyla değerlendirdi. Sessizce Meclis’ten geçen ve birçok tartışma ile belirsizliğe gebe olan kimyasal kastrasyon konusunu araştırma görevlisi arkadaşımız Baran Kızılırmak, “Kimyasal Kastrasyon Üzerine Bir İnceleme: Türkiye” başlıklı yazısında ele aldı.

    Selmin Cansu Demir arkadaşımız, 20 Kasım Çocuk Hakları günü sebebiyle “İnsanlık, Çocuklara Her Şeyin En İyisini Sunmakla Yükümlüdür” başlıklı yazısıyla dergimize katkısını sunarken;
    Yrd. Doç. Dr. Semiha Günal ise “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete karşı Uluslararası Mücadele Günü Vesilesiyle: Toplumsal Yaşamda Kadın” başlıklı metni kaleme aldı.

    Bilgütay Hakkı Durna’nın, dostumuz Osman Nuri Bunyak ile dergimiz ve ülke gündemine ilişkin yapmış olduğu yazışmaları aktardığı notların ilki “Bunyak’tan notlar – I” olarak dergimizin bu sayısında yer aldı.

    Prof. Dr. Gamze Yücesan OHAL sürecinde sermayenin durumunu İktisat Notları sayfamızda “Sermaye Puslu Havayı Sever” başlıklı yazısıyla değerlendirdi. Hukuk Felsefesi sayfamızda ise
    Yrd. Doç. Dr. Ceren Akçabay, “Gözümüzdeki Perde: Mesleki Hukuk Bilinci” yazısıyla dergimize katkısını sundu.

    Several Ballıkaya ve Murat Çelik, bizzat yargılama sürecinde de takipçisi oldukları 19 Aralık ‘Hayata Dönüş’ operasyonunu 16. yılında “ ‘Hayata Dönüş’ Adı Verilen Cezaevleri Katliamlarını Unutmayacağız” başlıklı yazıyla Bir Dava sayfasında kaleme aldılar.

    ***
    Beşinci sayımızın dosya konusunda ise daha önceki sayılarda başlattığımız anayasa ve başkanlık tartışmalarını tekrar açıyoruz. Bunun sebebinin güncel ülke siyasetinin gereklilikleri olduğu aşikar.

    Beşinci sayımıza katkı sunmak isteyen okurlarımızın bizimle irtibata geçebileceğini belirtmek isteriz. Ve yine dergimizin yer almasının iyi olacağını düşündüğünüz kitabevlerini bizimle paylaşmanızı beklediğimizi tekrar hatırlatırız.

    Bunun yanında dergimizi okuyan ve yazılarıyla katkı sunan dostlarımızın bir araya gelmesinin gerekliliğini her geçen gün daha fazla hissediyoruz. Bu sebeple, 16 Aralık Cuma günü bir buluşma yemeği düzenlemeyi düşündük. Tüm dostlarımızı bugün birlikte olmaya davet ediyoruz. Buluşmaya ilişkin bilgileri derginin diğer sayfalarında bulabilirsiniz.

    Önümüzdeki sayımızda buluşmak üzere…

    Yayın Kurulu

  • Birlikte Mücadele İçin…

    Üçüncü sayımızı hazırlarken OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lar ile Fethullah Gülen Cemaatine yapılan operasyon bahanesiyle, yazılarıyla ve görüşleriyle dergimize de katkıda bulunan değerli dostlarımızın içinde bulunduğu birçok aydın, hukukçu, akademisyen meslekten çıkarıldı. Hukuk Defterleri olarak Murat Arslan, Ertuğrul Uzun, Candan Badem, Onur Hamzaoğlu, Kuvvet Lordoğlu ve adını burada sayamadığımız dostlarımızın yanında olduğumuzu tekrar belirtmek isteriz.

    ***
    Dergimize, önerileriniz ve değerlendirmeleriniz gelmeye devam ediyor, her sayıda yeni bir dostumuz yazısıyla dergimize katkıda bulunuyor. Bu durum dergiyi devam ettirmemiz konusunda bize daha da cesaret veriyor. Ekleleyelim ki, devam eden dağıtım sorunumuza dair bazı adımlar attık. Dergimizin son sayfasında yazdığı gibi kimi illerdeki kitabevlerinde Hukuk Defterleri’ni bulabilirsiniz Şu an için kitabevlerinin sayısı sınırlı olsa da, bu sayıyı hızla arttırmayı hedefliyoruz. Dergimizin dağıtımı konusunda önerilerinizi bekliyoruz.

    ***
    Bu sayının dosya konusunu “Hukuk alanında nasıl bir mücadele?” olarak belirlediğimiz zaman, daha 15 Temmuz Darbe Teşebbüsü yaşanmamış, gözaltılar, tutuklamalar, OHAL kararı sonrası meslekten çıkarmalar yaşanmamış, işkence iddiaları ortaya çıkmamıştı. Ancak bu olaylardan sonraki dönemde de belirlediğimiz konunun önemini yitirmediğini düşünüyoruz.

    Hatta Darbe teşebbüsü ve sonrasında ülkenin geleceği ve bunda yargının oynadığı role bakınca bu sorunun daha vurgulu bir şekilde sorulması ve cevabının aranması gerektiği kanısındayız.

    ‘‘Hukuk alanında nasıl bir mücadele’’ sorusunu hukukun farklı alanlarında çalışan ve bu alanda mücadele deneyimleri olan 6 değerli dostumuza sorduk. Yargıçlar Sendikası Başkanı Mustafa Karadağ bu soruyu “Hukuk İçin Birlikte Mücadele: Bağımsızlık, Tarafsızlık, Özgürlük” başlığı ile ele alırken, YARSAV kurucu başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, “Birlikte Mücadele” başlığı ile yazısında soruyu değerlendirdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dr. Barkın Asal ise bu sorunun cevabını akademi yönünden “Hukuk Fakültelerinin Büyük Ataleti” başlığıyla inceledi. OHAL döneminde kapatılan YARSAV’ın başkanı Murat Arslan ise soruyu “Tek Yol Örgütlü Mücadele” başlığıyla kaleme aldığı yazısıyla cevapladı. Abdurrahman Bayramoğlu “Ne İçin Birlik?” başlıklı ve yayın kurulu üyemiz Bilgütay Hakkı Durna ise “Ne Yapacağız?” başlıklı yazıları ile konuyu tartışmaya açarak değerli katkılarını sundular. Hukuk alanında verilen mücadelenin tartışılması ve bu tartışmaların ilerlemesi açısından Hukuk Defterleri üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye devam edecektir.

    ***
    Dosya konumuzun yanında dostlarımız değerli yazılarıyla katkılarını koymaya bu sayıda da devam ettiler. Yayın kurulu üyemiz Evrim Şenöz, genel olarak 15 Temmuz Darbe Teşebbüsünü, nedenlerini ve sonrasını “Darbe teşebbüsü, OHAL ilanı ve sonrası üzerine” başlığıyla değerlendirirken, Bursa Barosu başkanı Ekrem Demiröz, aynı konuyu “Hukuk ve Demokrasi” başlıklı yazısıyla inceledi.

    Yine yayın kurulu üyemiz Selin Aksoy ise, gazete köşelerinde Charlie Hebdo karikatürünü paylaşımları sebebiyle Ceyda Karan ve Hikmet Çetinkaya’ya “Halkı Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik Etme” suçunu işlediklerine ilişkin verilen ceza kararı çerçevesinde yargının dinselleşmesi ve düşmanlaşmasını tartıştı.

    Değerli arkadaşımız Ar. Gör. Ceren Mermutluoğlu da Türkiye’nin siyasi gelişmeleri sebebiyle gündemde pek de gereken önemin gösterilmediği ancak sonuçları itibariyle büyük sorunlara gebe olan Anayasa Mahkemesi’nin TCK’da bulunan çocuğun cinsel istismarı konusunda iptal ettiği kararları inceledi.

    Büyük eksikliklerle yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ise bu sayımızda iki yazıyla ele alındı. İlk yazıda, Nihan Güneli “Kişisel Verilerin Korunamaması Kanunu” başlığı ile söz konusu kanuna ilişkin genel bir çerçeve çizdi. Emeğin Notları sayfamızda ise Güneş Selduman, kanunu iş ilişkisi kapsamında değerlendirdi.

    Cumhuriyet Gazetesi yargı muhabiri Alican Uludağ, başından beri dikkatlice takip etmiş olduğu Ali İsmail Korkmaz Davasını ayrıntılarıyla birlikte dergimizin Bir Dava sayfasında kaleme aldı. Bu sayıdaki Öğrenci Gözünden sayfamızda, öğrenci arkadaşlarımız Berkay Soygel ve Mustafa Yoğurtçu, hukuk eğitimi üzerine Yrd. Doç. Dr. Gökçe Çataloluk ile okurken ufkumuzu açacak bir söyleşi gerçekleştirdi. Dergimizin bu sayısının Hukuk ve Sanat sayfasında ise Bertolt Brecht ele alındı. Bu değerli yazıyı, arkadaşımız Gonca Turgut hazırladı.

    ***
    Dördüncü sayımızın dosya konusunda laikliği tüm yönleriyle tartışmaya başlıyoruz. Dördüncü sayımıza katkı sunmak isteyen okurlarımızın bizimle irtibata geçebileceğini hatırlatmak isteriz.
    Önümüzdeki sayımızda buluşmak üzere…

    Yayın Kurulu