Ama ÇHD dışındaki hukuk örgütlülüklerindeki dostlarımız da bunları yapamıyor. Böyle bir eksikliğimiz var. Niyetimizle alakalı değil. Maruz kaldığımız darbeleri göğüsleyememekle, güçlü bir kurumsallık yaratamamakla ilgili sorunlarımız var diye düşünüyorum.
B.İ.: Peki tüm bunlarla ilgili olarak nasıl bir çözüm geliştirebiliriz? Aslında yukarıda biraz giriş yapmış olduk.
G.Y.: Aslında kavramla ifade edersek ben çok birlikçi birisi değilim; ama beraberlikçiyim. Hem toplumsal muhalefet hem sınıf muhalefeti, hem de hukukçu muhalefeti açısından farklı farklı odakların varlığını ve mücadelesini kendi perspektifi çerçevesinde yürüttüğü mücadeleyi çok anlamlı, değerli buluyorum. Burada ÇHD’yi, Özgürlükçü Hukukçular Platformu’nu bir odak olarak kabul etmeliyiz, Adalet nöbeti ekibini bir odak olarak kabul etmeliyiz. Hangi isimle, hangi tarzda bir araya gelmiş olursa olsun sol içinde her bir hukukçu örgütlenmesini, bir parça, bir muhalefet odağı olarak kabul etmeliyiz. Eksiklik şu; küçük gruplarımız anlamlı ve değerli. Ancak bunların mücadelesini ortaklaştıracak daha üst kurumsal yapılara da ihtiyaç var. Hukukçu siyaseti de az önce ifade ettiğimiz gibi esasen burjuvazinin iki kliği arasında ilerliyor. Bir tarafta dinci faşist bir klik, diğer tarafta ulusalcı faşist bir klik. Birbirine karşıymış gibi duran; ama esasen kapitalist saldırganlık, savaş, işçi sınıfına dönük saldırılar, doğanın yağmalanması konularında birbirlerinden özü itibariyle hiçbir farkı olmayan iki klik arasında bir siyaset tartışması varken; biz halkçı, ilerici hukukçu muhalefeti olarak, kendi kürsüsünü oluşturan, kendi sözünü söyleyen bir perspektife de sahip değiliz, bir inanca da sahip değiliz. Bunun için güçlü ve cesur adımlar da atmıyoruz. Böyle önemli bir eksikliğimiz var. Belki bu eksikliği tamamladığımızda yol almış olacağız.
B.İ.: Son olarak neler eklemek, söylemek istersiniz?
G.Y.: Şunu belirtmekte fayda var. Tutuklu avukatlar neden tutuklu? Yayınlarımızı takip eden herkes için bilgi olması açısından söylemek lazım. Avukat arkadaşlarımıza yönelik iddia örgüt üyesi oldukları yönünde. Avukat arkadaşlarımız hâlihazırda bu iddiayla ilgili zaten yargılanıyorlar ve tutuksuz yargılanıyorlar. ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, Genel Merkez yöneticisi Barkın Timtik, İstanbul şube yöneticisi Ebru Timtik gibi arkadaşlarımız zaten 2013 yılında gözaltına alındılar, 14 ay tutuklu kaldılar ve yargılamanın bir aşamasında tahliye edildiler. Suçlama örgüt üyeliğiydi. 2017’ye geldiğimizde aynı avukat arkadaşlarımız yanlarına diğer avukat arkadaşlarımız da eklenerek yine örgüt üyeliğiyle gözaltına alındılar, yine tutuklandılar. Delil ve iddianın aynı olduğu iki yargılama devam ediyor. 2013 yılında başlayan yargılamanın en temel delili Hollanda- Belçika belgeleri. Bu belgelerde avukatların da isimlerinin geçtiği iddia ediliyor. Bu yargılama İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor. Bizler defalarca bu belgelerin dosyaya getirilmesini talep ettik. Yıllardır bu belgeler dosyaya getirilmedi. Çünkü böyle bir belge yok. 2017 yılında tutuklandıkları dosyaların da en önemli dayanağı yine Hollanda-Belçika belgeleri ve tanık ifadesi. Tanık şunu söylüyor, şu avukatla yıkımlara karşı halkı bilgilendirme faaliyeti yaptık, şu avukatın hapishanelerle örgüt arasında kuryelik yaptığını düşünüyorum diyor, biliyorum demiyor, kanaatini söylüyor, Tek delille; bir tanığın kanaatinden, tahmininden, ibaret delille 20 avukat tutuklu. ÖHP’li iki arkadaşımız da ayrı dosyalardan, ancak aynı ciddiyetsizlikteki yargılamalarla tutuklu. Savcılığın elinde bu konuda güçlü bir delil olsaydı en başından itibaren kamuoyuna da açıklanırdı. Çünkü onların dosyanın gizliliği dediği şey avukatlara karşı gizlilik yoksa elindeki en ufak delili açıklamaktan, yandaş basına veriler sunmaktan, bir takım argümanları aktarmaktan hiç geri durmuyorlar. Kamuoyuna yönelik tek bir açıklama yapamıyorlar. Çünkü ellerinde inandırıcı hiçbir delil yok. Peki neden tutuklular? En başta söylediğimiz meselelerden…
İktidar OHAL ile birlikte bir bütün olarak muhalefet eden herkesi susturmayı ve sindirmeyi amaçlıyor. Bunun içinde avukat örgütlülüğünü, hukukçu örgütlülüğünü toplumsal muhalefetin önemli bir parçası olarak görüyor. Bunu ezmenin bir yolu olarak da avukatları tutuklamayı, hukukçu örgütlülüklerini dağıtmayı, kapatmayı, mümkünse baroları da kapatmayı veya ele geçirmeyi amaçlıyor. Meseleyi ve saldırıyı buradan algılamalıyız. Muhalefetimizi de buradan örmeliyiz diye düşünüyorum.
B.İ.: Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.