Hukuk Defterleri’nde Yeni dönem

Hukuk Defterleri olarak, Türkiye’nin büyük bir siyasal ve hukuksal altüst oluş sürecinden geçtiği 2016 yılının Mayıs ayında yola çıkmıştık. Yola çıkış bildirgemizde, 1923 Cumhuriyeti’nin tasfiye edildiğini; “yeni” bir rejimin bütün kurumlarıyla inşa edilmeye çalışıldığını ifade etmiştik. Hukukun ise bu dönüşümün yalnızca bir sonucu değil, aynı zamanda en etkili araçlarından biri olduğunu da vurgulamıştık.

Aradan geçen on yıl, tespitlerimizi ne yazık ki bütün ağırlığıyla doğruladı. Yeni rejim; kurumları, kadroları, idari ve yargısal pratikleriyle daha fazla yerleşti. Hukuk ise klasik “görevi” gereği olarak bu gerçekliğin üzerini örten bir perde olmaktan öte, “yeni” rejimi kuran ve yeniden üreten asli araçlardan biri olmayı sürdürdü ve sürdürüyor.

Ülkemizde yaşanan bu süreç, kuşkusuz dünyadaki gelişmelerden bağımsız değil. Kapitalizmin derinleşen krizleri, emperyalist rekabetin sertleşmesi ve savaşların yeniden dünya siyasetinin belirleyici unsurlarından biri haline gelmesi, 1945 sonrasında kurulan dünya düzeninin kurumlarını da yeniden biçimlendiriyor. Uluslararası hukukun ilkeleri, anayasal kurumlar ve demokrasi söylemi, sermaye düzeninin değişen ihtiyaçları doğrultusunda yeniden işlevlendiriliyor.

Tüm bu gelişmelerin Hukuk Defterleri’nin “Hukukun Tersyüzü” mottosunu bugün çok daha yakıcı bir noktaya taşıdığını düşünüyoruz. Hukuku, tarafsızlık iddiasının ardına gizlenen sınıfsal ve siyasal işlevleriyle birlikte açığa çıkarmak; bugünün rejimini ve hukukunu anlamanın ve çözümlemenin koşullarından biri haline geldi.

Hukukun içinden müdahale olanaklarının giderek daraldığı bu dönemde, yaşadığımız süreci anlamaya, yeni bir ülkeyi ve yeni bir cumhuriyeti daha fazla konuşmaya ihtiyacımız bulunuyor. Geleceği kurma iddiası, ancak bugünü tarihsel, sınıfsal ve ekonomi-politik temelleriyle kavrayabildiğimiz ölçüde somutluk kazanabilir.

Hukuk Defterleri olarak tüm bu değerlendirmelerin ışığında, on yılın ardından kendimizi yeniden tanımlama ihtiyacı duyuyoruz. Yeni yayın döneminde bugünün hukukunu eleştirmekle yetinmeyen; bu hukuku ortaya çıkaran tarihsel, sınıfsal ve ekonomi-politik dinamikleri günceli aşan bir şekilde tartışmaya açan kuramsal-politik bir hatta üretim yapmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda, gelişmeleri kendi dar sınırları içinde değil, onları belirleyen toplumsal ilişkiler bütünü içinde, elbette en baştan itibaren olduğu gibi Marksizmin ışığında ele alacağız.

Bu yönelim, yazıların hazırlanma ve tartışılma sürecini de doğrudan etkileyeceğinden, Hukuk Defterleri dergisinin periyodu ve biçimi de değişecek. Öte yandan yayıncılık maliyetleri, özellikle gönüllü emeğe dayanan dergiler bakımından sürekliliği güçleştiren belirleyici bir etkene dönüşmüş durumda. Bu nedenle dergimiz, yeni dönemde okurlarıyla esas olarak internet sitesi üzerinden, e-abonelik yoluyla buluşacak. Ancak basılı yayından vazgeçmek istemeyen okurlarımız için de sınırlı sayıda dergi basılmaya devam edecek.

Bunun yanında, internet sitemizi, iki sayı arasındaki dönemde etkili ve canlı bir yayın alanı olarak kullanmak istiyoruz. Güncel gelişmeleri politik ve hukuksal yönleriyle ele alan yazıları da internet sitemizde herkesin erişimine açık biçimde yayımlayacağız.

Yeni dönemimizde bizlerle benzer kaygıları taşıyan herkesi birlikte düşünmeye, tartışmaya ve birlikte üretmeye çağırıyoruz.

Alışveriş Sepeti
  • Sepetiniz boş.