Hukuk Defterleri’nde Yeni dönem
Hukuk Defterleri olarak, Türkiye’nin büyük bir siyasal ve hukuksal altüst oluş sürecinden geçtiği 2016 yılının Mayıs ayında yola çıkmıştık. Yola […]
Hukuk Defterleri olarak, Türkiye’nin büyük bir siyasal ve hukuksal altüst oluş sürecinden geçtiği 2016 yılının Mayıs ayında yola çıkmıştık. Yola […]
Merhabalar, Hukuk Defterleri olarak okuyucularımızdan bir süredir uzak kaldık. Bunun bir nedeni basılı yayınları ilgilendiren ekonomik sorunlarken; diğer bir nedeni,
Türkiye’de devlet ve hukuktan söz ederken yeni bir şey söylemek artık çok zor. Söylenecek şeyler farklı biçimlerde, farklı yollarla söylendi,
Devlet, bir örgüt olarak göreli özgürlüğe sahip olmakla beraber; özgürlüğünün sınırı, ülkenin ait olduğu uluslararası ekonomik topluluğun koşulları bağlamında olduğu
Günümüzde yaşanan kriz, hangi kavramsal çerçeveden ele alınırsa alınsın, nereden bakılırsa bakılsın yapısaldır. Bir krizin yapısal nitelik kazanması, kapitalist sistemin
Öz ile görüngüleri arasındaki gerilim, düşünce ve felsefe dünyasını uzunca bir süredir meşgul etmektedir. Sorun önemsiz değildir kuşkusuz. Öncelikle ontolojik
II. Paylaşım Savaşı’nın yarattığı sonuçlardan biri de demokratik yönetim anlayışının niteliğinde olmuştur. Çoğunlukçu ulus egemenliğine dayanan halk temsiliyeti yeniden kurgulanmış;
Michael A. WilkinsonÇev. Ulaş Karadağ Bruce Ackerman, bundan tam yirmi beş yıl önce “dünya anayasacılığının yükselişi”ni¹ duyurmuştu. Peki düşüşünü ilan
Sosyal demokrasi sözcüğü sol siyasi tarihe kakılarak yazılmıştır. Yalçın Küçük ise, ölmek dahil olmak üzere, entelektüel faaliyetinin önemli bir kısmını