DEVLETİN İKTİSADÎ İŞLEVİ

Devlet, bir örgüt olarak göreli özgürlüğe sahip olmakla beraber; özgürlüğünün sınırı, ülkenin ait olduğu uluslararası ekonomik topluluğun koşulları bağlamında olduğu kadar, aynı zamanda da bizatihi toplumun tarihsel ve geleneksel sınırları ile belirlenir. Diğer bir deyişle, siyasi bir örgüt olarak devlet yapılanması, günümüz koşullarında ne Thomas Hobbes’in tanımladığı Leviathan¹’dır, ne de burjuva toplumlarının en uç tanımlaması olan “araçsal”² nitelikli bir örgüttür. Burjuva toplumlarında devletin ekonomik işlevi, biri organik teori, diğeri ise bireyselci teori olmak üzere iki temel yaklaşımda toplanır.³ Sosyal devlet politikalarının yoğun olarak uygulandığı dönemler ve Türkiye’de Devletçilik uygulamasının devrede olduğu 1930’lar dışında, kapitalist blok içinde hemen hemen tüm kapitalist ekonomilerde görülen uygulama, “bireysel özgürlük” ve “demokrasi” sözcükleri eşliğinde, bireyselci-burjuvazi devlet politikasına dayanır. Gerek ülkemizdeki, gerek bazı istisnalarla, kapitalist-neoliberal politikaların başat olduğu küresel düzlemde devletin ekonomik işlevi, klasik yaklaşım ve radikal yaklaşım olma üzere başlıca iki düzlemde ele alınır.

Devletin iktisadi işlevinin irdelendiği ilk dönemler Atina devletine kadar gider.⁴ Zamanla merkantilizmin oluşumu ile devlet kasasının ya da prens veya prensesin kasasının zenginleşmesi anlamında “krematistik” görüş oluşur.⁵ Zamanla “kameralist” maliye anlamına geçilirken devlet finansı bağlamında ilk maliyeciler Ugo Mazzola, Maffeo Pantaleoni ve Enrico Barone gibi İtalyan ekolünden gelir.⁶ Bir dizi İtalyan ve İngiliz iktisatçılardan süzülerek gelen düşünce sistemi, zamanın akışı içinde Hegel felsefesine dayalı olarak, Alman kökenli Amerikalı Richard A. Musgrave tarafından sistemleştirilmiştir.⁷ Musgrave’e göre, devletin işlevleri kaynak dağılımı, gelir dağılımı ve istikrar olmak üzere üç ana konu etrafında toplanır. Kaynak dağılımı meselesi, birinci aşamada kaynakların özel kesim ve kamu kesimi arasında, ikinci aşamada ise kamu kesimi içinde farklı kamusal hizmetler arasındaki dağılım olarak belirlenir. Kamu ve özel kesim arasındaki kaynak dağılımı vergi ve kamu harcama

Yazının devamını Hukuk Defterleri’nin 43. sayısında okuyabilirsiniz.

Alışveriş Sepeti
  • Sepetiniz boş.