Aparattan Bir Çizgi Film Karakterine Hukuk!
Seksenlerin başıydı sanırım. Hiç sevmediğim, hatta denk geldikçe garip bir huzursuzluk duyduğum bir çizgi film vardı: Tonton Ailesi! Neoliberal dönüşümün […]
Seksenlerin başıydı sanırım. Hiç sevmediğim, hatta denk geldikçe garip bir huzursuzluk duyduğum bir çizgi film vardı: Tonton Ailesi! Neoliberal dönüşümün […]
Türkiye’de uzun zamandır, bazıları yüzlerce yıllık geçmişi olan, kronikleşmiş ve artık normal kabul edilerek kanıksanmış ağır sorunlarla boğuşuyoruz. Bu sorunların
1. Nicos Poulantzas Faşizm ve Diktatörlük’te (Fascisme et Dictature) ‘faşistleşme süreci’ içinde devlet aygıtı ve [biçimsel] hükümet arasındaki ilişkinin, özellikle
AKP’li yılları yargı/hukuk alanını veri alarak parçalara ayırmak istersek sanırım üç dönemi bitirip dördüncü döneme girdiğimizi söyleyebiliriz. Kuşkusuz farklı tarihler/olaylar
Demokratik, çoğulcu ve özgürlükçü bir Anayasa ancak bu ilkelere uyularak oluşturulmuş bir kurucu iradenin / iktidarın ürünü olabilir. Kurucu iktidar,
1- “Küresel kapitalizmin son kırk-kırk beş yıllık eğilimi “güçlü yürütme/yürütmenin güçlendirilmesi”dir ve bu, kaçınılmaz olarak kapitalist Türkiye’ye de yansımaktadır.” Küreselleşme,
Mümtaz Soysal’ın “100 Soruda Anayasanın Anlamı” kitabının birinci sorusu “Anayasa deyince ne anlaşılır, ne anlamak gerekir?”dir.[foot]Mümtaz Soysal, “100 Soruda Anayasanın
Türkiye’nin son yıllarına damgasını vurmuş davaların yargılamaları sırasında; adil yargılanmanın, yargıç bağımsızlığının, avukat özgürlüğünün, savcı tarafsızlığının önemi ve gerekliliği bir
Yargı bağımsızlığı, hukuk devletinin ve dolayısıyla demokrasinin olmazsa olmazıdır. Yargı bağımsızlığı, iktidarlardan beklenilmekle gerçekleşebilecek bir konu değildir. Aksine iktidarlardan beklenilmekle
Toplumsal alanda yürütülen mücadelenin sağında solunda, ama genellikle de tam ortasında bir hukukçu mutlaka vardır. Çünkü yürütülen mücadelenin bir toplumsal
Türkiye’de bir süredir, akıl ve bilgi temeli zayıf, dinle bulamaç yapılmış, nefret dilinin egemen olduğu, totaliter karakterli bir ideolojinin sahiplerinin
Pir Sultan’ın “Gelin canlar bir olalım.” şeklindeki hümanist çağrısının üzerinden yüzyıllar geçti. “Bütün ülkelerin işçileri, birleşin.” diyerek büyük birleşme davetini