Birlikte Mücadele İçin…
Üçüncü sayımızı hazırlarken OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lar ile Fethullah Gülen Cemaatine yapılan operasyon bahanesiyle, yazılarıyla ve görüşleriyle dergimize de katkıda […]
Üçüncü sayımızı hazırlarken OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lar ile Fethullah Gülen Cemaatine yapılan operasyon bahanesiyle, yazılarıyla ve görüşleriyle dergimize de katkıda […]
15 Temmuz 2016 Cuma günü, ülkede “Yurtta Sulh Konseyi” adıyla Gülen Cemaati merkezli bir darbe teşebbüsü yaşandı. O gece Cemaat
Türkiye büyük bir tehlike atlattı. Devlet içinde yuvalanan bir tarikat, yalnızca mevcut iktidarı değil, Cumhuriyeti ve demokrasiyi de yok etme
28 Nisan 2016 tarihinde İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından Cumhuriyet yazarları Ceyda Karan ve Hikmet Çetinkaya hakkında TCK’nın 216/1
Türkiye’nin son yıllarına damgasını vurmuş davaların yargılamaları sırasında; adil yargılanmanın, yargıç bağımsızlığının, avukat özgürlüğünün, savcı tarafsızlığının önemi ve gerekliliği bir
Yargı bağımsızlığı, hukuk devletinin ve dolayısıyla demokrasinin olmazsa olmazıdır. Yargı bağımsızlığı, iktidarlardan beklenilmekle gerçekleşebilecek bir konu değildir. Aksine iktidarlardan beklenilmekle
Toplumsal alanda yürütülen mücadelenin sağında solunda, ama genellikle de tam ortasında bir hukukçu mutlaka vardır. Çünkü yürütülen mücadelenin bir toplumsal
Türkiye’de bir süredir, akıl ve bilgi temeli zayıf, dinle bulamaç yapılmış, nefret dilinin egemen olduğu, totaliter karakterli bir ideolojinin sahiplerinin
Pir Sultan’ın “Gelin canlar bir olalım.” şeklindeki hümanist çağrısının üzerinden yüzyıllar geçti. “Bütün ülkelerin işçileri, birleşin.” diyerek büyük birleşme davetini
Türkiye gibi bir ülkede hukuk örgütlerinin güçlü olması beklenir, değil mi? Çok uzun bir süredir bir mücadele aracı olmasının ötesinde
Anayasa Mahkemesi, 13.07.2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 2016/46 sayılı kararıyla Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinin birinci fıkrasının birinci ve ikinci