5. yılımızı bitirirken
2016 yılında çıktığımız bu yolda 5. yılımızı, ülkemizin politik ve toplumsal olarak önemli dönemeçlerini hukuk ve siyaset temelli bakış açısıyla […]
2016 yılında çıktığımız bu yolda 5. yılımızı, ülkemizin politik ve toplumsal olarak önemli dönemeçlerini hukuk ve siyaset temelli bakış açısıyla […]
Covid-19 salgını nedeni ile hiç vazgeçemeyeceğimizi düşündüğümüz birçok şey seyreldi hayatımızdan. Önceleri sandık ki; sadece bir süreliğine konserlerden, sinemadan, tiyatrodan,
Şimdi sıra onlarda… Ülkemiz, anayasal hukuk devletinden, parlamenter demokrasiden ve laiklikten hızla uzaklaşır; Cumhuriyet’in kurumları bir bir tasfiye edilirken; diğer
“Laicisme sözcüğü Katolik Hıristiyanlığın yayıldığı halkların dilinde, özellikle Fransızca’da kullanılır ve kökenine bakılırsa “halksallaştırma” demektir. Çünkü kaynağı olan Hıristiyanlık- öncesi
Laiklik, son 20 sene içinde ülke tarihinde hiç olmadığı kadar gündeme alınmış, tartışılmış, saldırıya uğramış ve tahrip edilmiş vaziyettedir. Kökenlerini
Anayasalcı hareketler üzerinde az çok uzlaşılan bir şekilde, iktidarın keyfîliğinin sınırlandırılması girişimidir. Öyle ki bu hareketin nüvelerini Antik Yunan ve
Türkiye’de Anayasa Mahkemesi ve onun kararları çok çeşitli tartışmaların ağırlık merkezini oluşturageldi. Bu tartışmalar Anayasa Mahkemesi’nin münferit kararlarının eleştirilmesiyle sınırlı
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 10 Şubat tarihli grup toplantısında yeniden tedavüle soktuğu yeni anayasa gündemine ilişkin olarak iktidar cephesinde
Weigend’in isabetle belirttiği üzere, cinselliğin hukuken ve bilhassa da ceza hukuku vasıtasıyla düzenlenmesi, “mayınlı bir alandır” (ein vermintes Gelände). Zira
Meslektaşlarımızın görevleri esnasında saldırıya uğradığı, katledildiği, adil yargılanma hakkı için öldüğü, ekonomik zorluklar nedeniyle hayat mücadelesinden vazgeçtiği günlerde 5 Nisan
Giriş: ‘Bir Zamanlar Kıbrıs’ ve Kıbrıslı Türkler Geçtiğimiz günlerde, Kıbrıs’ta 1974 yılının öncesinde yaşananları anlattığı iddia edilen bir yapım, TRT’de