Müftüyle Gelen…

AKP iktidarı gerici düzenlemelerine dur durak bilmeksizin devam ediyor. Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda değişiklik hedefleyen ve müftülerle birlikte imam ve müezzinlere nikâh yetkisi verilmesiyle birlikte sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların (evde doğumlar gibi) doğum bildiriminin sözlü beyanla nüfus kaydının yapılması da TBMM Genel Kurulu’nda geçtiğimiz ay kabul edildi.

2016 yılında kadın ve kız çocuklarını “tecavüzcüleriyle evlendirme” yasa tasarısını geri çekmek zorunda kalan AKP, her zamanki iki adım ileri bir adım geri taktiğiyle “alıştıra alıştıra” gericiliği toplumsal yaşama adeta zerk edecek adımları atıyor.

Dindar ve kindar nesiller yetiştirmenin gereklerini hem müfredattaki gerici dönüşümlerle hem de kadının varoluşunu hapsettiği aileden yola çıkarak toplumsal yaşamın düzenlenmesi ile hayata geçiriyor.

Nikâhtan yola çıkarak kadını ve böylece de toplumu dinsellikle kuşatıyor.

Tasarı meclisten geçmeden hemen önce “İsteseniz de istemesiniz de bu yasa Meclis’ten geçecek” diyen Tayyip Erdoğan “Senin memurlarının lafını o Anadolu’daki kız dinlemez ama bir hoca efendinin lafını Anadolu’daki kız da erkek de dinler” sözleriyle laikliğin kırıntısı olarak kalan mekanizmaları gayri meşru ilan ederken bu gerici dönüşümü toplumsal alanda tahkim etmeye girişiyor.

Diyanet İşleri bünyesindeki müftülerin nikâh kıyabilmesi, babanın 9 yaşındaki kız çocuğuna şehvet duymasını normalleştiren, “Tecavüzcüden imam olur”, “Ateistle evlenilmez, kestiği hayvanın eti yenmez!” fetvalarını veren bir kurumun, hukuki alanla birlikte toplumsal yaşamın bütününe müdahale kapıları açılmış oluyor.

Yazının devamını Hukuk Defterleri’nin 10. sayısında okuyabilirsiniz.

print

Müftüyle Gelen…

AKP iktidarı gerici düzenlemelerine dur durak bilmeksizin devam ediyor. Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda değişiklik hedefleyen ve müftülerle birlikte imam ve müezzinlere nikâh yetkisi verilmesiyle birlikte sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların (evde doğumlar gibi) doğum bildiriminin sözlü beyanla nüfus kaydının yapılması da TBMM Genel Kurulu’nda geçtiğimiz ay kabul edildi.

2016 yılında kadın ve kız çocuklarını “tecavüzcüleriyle evlendirme” yasa tasarısını geri çekmek zorunda kalan AKP, her zamanki iki adım ileri bir adım geri taktiğiyle “alıştıra alıştıra” gericiliği toplumsal yaşama adeta zerk edecek adımları atıyor.

Dindar ve kindar nesiller yetiştirmenin gereklerini hem müfredattaki gerici dönüşümlerle hem de kadının varoluşunu hapsettiği aileden yola çıkarak toplumsal yaşamın düzenlenmesi ile hayata geçiriyor.

Nikâhtan yola çıkarak kadını ve böylece de toplumu dinsellikle kuşatıyor.

Tasarı meclisten geçmeden hemen önce “İsteseniz de istemesiniz de bu yasa Meclis’ten geçecek” diyen Tayyip Erdoğan “Senin memurlarının lafını o Anadolu’daki kız dinlemez ama bir hoca efendinin lafını Anadolu’daki kız da erkek de dinler” sözleriyle laikliğin kırıntısı olarak kalan mekanizmaları gayri meşru ilan ederken bu gerici dönüşümü toplumsal alanda tahkim etmeye girişiyor.

Diyanet İşleri bünyesindeki müftülerin nikâh kıyabilmesi, babanın 9 yaşındaki kız çocuğuna şehvet duymasını normalleştiren, “Tecavüzcüden imam olur”, “Ateistle evlenilmez, kestiği hayvanın eti yenmez!” fetvalarını veren bir kurumun, hukuki alanla birlikte toplumsal yaşamın bütününe müdahale kapıları açılmış oluyor.

Yazının devamını Hukuk Defterleri’nin 10. sayısında okuyabilirsiniz.

print