Mercek: Çağdaş Avukatlar Geleneğini ve Geleceğini Arıyor

2 yılda bir yapılan baro seçimleri geldi ve geçti.

Üye sayısı ile üç büyük baro arasında yer alan Ankara ve İzmir barolarında yeni gruplar yönetime gelirken, İstanbul Barosu seçimlerini önceki ekip kazandı. Ankara ve İzmir’in yeni yönetimlerine ilişkin ilk izlenimler “etkin” bir çalışma içerisinde olacakları yönünde. Umarım bu çizgileri süreklilik kazanır. Bununla birlikte İstanbul Barosu’nun yönetimine tekrar gelen ekip uzunca bir süredir başını kuma gömmüş bir şekilde duruyor. Bu halin doğal sonucu olarak da mesleğe yönelik saldırılara dahi cevap veremez bir konuma gelmiş durumdalar. Ne yazık ki, seçimin üzerinden daha bir ay bile geçmemesine rağmen, bu hallerinin değişmeyeceği de görüldü.

Ancak bu yazının konusu spesifik olarak bu senenin seçim sonuçları değil.

İstanbul Barosu 2018 yılı seçimlerine 10 grup/aday katıldı. Bugüne kadar görülmeyen sayıda adayın seçime katılmasının bir arayışın sonucu olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz. Esasen ülkedeki arayış, İstanbul Barosu seçimlerine de yansıdı.

Bu gruplardan/adaylardan yedisinin, ince elemeden söylersek, kökleri Çağdaş Avukatlar Grubu’ndadır. Bununla birlikte seçimlere Çağdaş Avukatlar Grubu katılmamıştır. Aslında Çağdaş Avukatlar Grubu bir süredir grup olarak seçimlere doğrudan katılmamakta, çeşitli “ek”ler ile seçimlere girmektedir. Eklerin grubu adlandırmanın ötesinde, çizgisine dair olduğunu söylemek gerekiyor.

Ancak bu yazının konusu Çağdaş Avukatlar Grubu da değil.

Onu da kapsayacak (ve aşacak) şekilde, “geleceğe” dair.

Çağdaş Avukatlar Grubu’nun temelleri atılalı 40 yılı aştı. Solun tüm çizgilerini içinde barındırarak yola çıkan grup, doğal olarak yıllar içerisinde çeşitli dönemeçlerde yol ayrımları da yaşadı.

Farklı düşünenler olsa da, bunların hiçbirinin suni olduğunu söylemenin mümkün olmadığını düşünüyorum. Her birinin gerçek, elle tutulur nedenleri bulunmakta.

Gelinen noktada Çağdaş Avukatlar Grubu’nun artık tek elden temsil edildiğini söylemek mümkün değil. Kastedilenin tek başına bir isimlendirme sorunu olmadığı sanırım anlaşılmaktadır. Kuşkusuz isimlendirme önemlidir. Ancak kastedilen geleneğin ve geleceğin taşınmasına sahip çıkacak bir iradeye yapılan vurgu olup, bugünden yarına hemen çözülmesi beklenmemelidir. Bu bir iddiadır ve süreç içerisinde şekillenecektir. Yolu, yöntemi ise ayrı bir tartışmadır.

Bununla birlikte çağdaş avukatların geleceği açısından bir dizi sorunun tartışılmasına ve cevaplanmasına bugünden başlanmalıdır. Bu soruların bir kısmı geçmişten taşınmış olmakla birlikte, bir kısmı dönemin önümüze koyduğu sorulardır.

Kuşkusuz herkes açısından sorular bunlardan ibaret değil. Keza sorular, aynı nitelikte de olmayabilir. Bu anlamı ile bu sorular tartışmaya bir giriş denemesi olarak da düşünülebilir. Her durumda, yürüyüşümüzün yönü açısından söz konusu tartışma kaçınılmaz.

***

İlk soru doğal olarak ilkelere yönelik. Öncelikle temel ilkeler ortaya konulmalı, bunlarda ortaklaşılmalıdır. Bu sorunun yanıtı ise öncelikle çağdaş avukatların köklerinden başlayarak tarihsel gelişimi içerisinde oluşturduğu değerlerinde aranmalıdır. Kuşkusuz buradan hareketle her kilidi açan bir anahtara sahip olamayacağız. Bununla birlikte, böylesi bir yaklaşım öncelikle ilkeleri önemsizleştiren/silikleştiren sonra da gerek görmeyen, böylece seçimleri kazanmak için her tür yöntemi mübah gören anlayışlarla farkı ortaya koyacaktır.

Ardından, ülkeye ve mesleğe dair sorular peş peşe gelecektir. Hem ülkede hem meslekte yaşanan dönüşüm oldukça kapsamlı bir çalışmayı önümüze koymaktadır. Ancak burada ilk cevaplanması gereken soru sanırım meslekçi bir yaklaşımla siyaset dışı kalınarak bu başlıkta yol alınıp alınamayacağı olacak. Bu bölüm içerisinde, barolara duyulan toplumsal gereksinim ile baroların diğer toplumsal muhalif kesimlerle yan yana gelmesinin önemini de tartışabiliriz.

Kuşkusuz baro(ların) yönetimine gelmek önemli. Programların ete kemiğe bürüneceği yerler buraları. Ancak bunun ötesinde, yönetime gelinemese de avukatlığa, yargıya ve hukuka ilişkin politikaların dile getirileceği bir yapılanma içinde olunmalı mıdır? Bu da önümüzdeki sorulardan biridir.

Kuşkusuz herkes bir şekilde ortaklaştığı için bir soru olarak formüle edilemese de, yöntemine dair birçok farklı fikir olduğundan dolayı, grup içi katılımın hayata geçmesinin yol ve yöntemlerine dair de bir tartışma yürütülmesi gerekmektedir. Bu nedenle katılımcılık da sorulardan biridir.

***

Çok uzun bir süredir bir mücadele alanına dönüşen bir yargıdan ve hukuktan bahsediyoruz. Böylesi bir süreçte memlekete, yasalara bakarak, bir hakem edası ile kendi hukuk siyasetimizden bağımsız olarak ortaya bir görüş koyamayız. Zemin (yeniden) tarif edilmelidir. Bunu ise ancak bu toprakları, yaşananları doğru okuyarak, doğru analiz ederek ve nihayetinde bunlarda ortaklaşarak yapabiliriz.

Özne olunması önemlidir.

Adaletten ve emekten yana güçlü ve bağımsız barolar için ihtiyacımız budur.

print