Mercek: TBB’ye Rağmen Baroları ve Mesleği Savunmak

Türkiye Tabipler Birliği’nin (TTB) 24 Ocak’ta Afrin operasyonuna ilişkin yaptığı açıklama sonrasında Erdoğan, 6 Şubat günü TTB’yi kastederek “Onun başındaki ‘Türk’ ifadesi zaten Bakanlar Kurulu kararı, onun oradan süratle çıkartılması lazım.” demiş ve Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) de durumunun aynı olduğunu belirterek, “(…) Bunların milli, yerli, bu ülkenin yaptığı vatanı koruma ile ilgili mücadelede yanımızda olma durumları yok, tam aksine karşımızda yer alma, teröristlere sahip çıkma, onlarla yandaş olma gibi bir durumları var. Bunları tamamen kaldırıp, sadece Türk Tabipler Birliği değil, tabipler her grup kendi oluşumunu yapar, faaliyetini gösterir. Aynı şekilde hukukçular. Ondan sonra oraya gelip çöreklenme diye bir şey olmaz.” ifadelerini kullanmıştı.

Erdoğan’ın sözlerine ilişkin TBB Başkanı Metin Feyzioğlu ise TBB’nin ne kadar “milli” olduğunu örneklerle anlattığı bir açıklamada bulundu ve Erdoğan’ı siyasi değil “milli” gözlükle bakmaya davet etti. Feyzioğlu’na göre Erdoğan TBB’nin duruşu konusunda yanlış bilgilendirilmişti. Diğer bir deyişle, aslında Erdoğan’ın meslek odalarına dair böyle bir müdahale düşüncesi yoktu da, çevresindekiler yanlış bilgilendirdiği için bu sözleri söylemişti.

Metin Feyzioğlu daha sonra kimi barolar ile birlikte tüm avukatları, meslek odalarını ve mesleklerini savunmak için 24 Şubat Cumartesi günü Ankara’ya davet etti. Katılımın beklenenden oldukça düşük olmasının ve Feyzioğlu ile kimi baro başkanları haricinde kimsenin konuşturulmamış olmasının yanında, adeta Feyzioğlu şovuna dönüşen toplantıda asıl TBB Başkanı’nın sözleri, meslek odalarının savunulması/sahiplenilmesi konusunda TBB’nin halini bir kez daha göstermiş oldu1.

Feyzioğlu konuşmasına Afrin operasyonunu selamlayarak başladı ve bu toplantıda da kendisinin ve TBB’nin aslında ne kadar da “milli” olduğunu gösterme yarışına girdi. “Tek çıkış yolumuz var: Birlik olmak, Türkiye olmak. Biz birlikte Türkiye’yiz demek. Türkiye Barolar Birliği’nin varlığı ve bağımsızlığı, bu coğrafyada vatanımızın ve Milletimizin bölünmez bütünlüğünün teminatıdır (…)” sözlerinin yanında, salondaki avukatlardan gelen tepkilere rağmen TBB’nin nasıl bir kurum olduğunu Cumhurbaşkanına anlatılması konusundaki çabaları için Başbakan ve Adalet Bakanına teşekkürlerini sundu.

Bu toplantı, TBB’ye rağmen ve belki onu da karşıya alarak bir mücadelenin örülmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur.

OHAL süreci ve devamında yaşanan hukuksuz uygulamalara ve avukatların tutuklanmasına ses çıkarmayan ve başını kuma gömerek Türkiye’nin “normalleşeceği” dönemi bekleyen -beklemekle birlikte, normalleştirme çabası içinde olan- Feyzioğlu’nun görmek istemediği, uzun zamandır iktidarın dönüştürmek ve ele geçirmek istediği ancak bir türlü yapamadığı meslek odalarına, bu bahane ile müdahale edecek bir meşru ortam yaratılmaya çalışıldığıdır. Bu, Erdoğan’ın yanlış bilgilendirilmesi değil; uzun zamandır AKP tarafından (Başbakanı ve Adalet Bakanı da dâhil) planlanan bir dönüşümdür.

Çünkü kamu kurumu niteliğindeki meslek odalarının iktidara karşı baskı aracı olarak toplum yararına olan konularda tavır alan kurumlar olması, AKP’nin işine gelmemektedir.

Çünkü iktidarın çevre, hukuk, sağlık, yargının dönüştürülmesi, KHK’lar, insan hakları, hukuk güvencesi gibi konularda kendi politikalarıyla uyumlu, hatta bu süreci birlikte yönlendirecek yapılara ihtiyacı vardır.

Bu zamana kadar, AKP tarafından zaman zaman meslek odalarını dönüştürmek için kimi düzenlemelere ilişkin tartışmalar yapılsa da, bir türlü adım atılamamıştı. Barolar için nispi temsil yöntemi tartışmalarını, TMMOB ve bağlı odalara yapılmak istenen mali denetimleri ve Haziran Direnişi sonrasında bu odaların kamu kurumu niteliğinin kaldırılmasına ilişkin yapılan tartışmaları hatırlamakta yarar var.

Ancak bu kurumların kamuoyundaki meşruiyeti ve kamu kurumu nitelikleri AKP’nin işini zorlaştırmış ve gelecek tepkiler sebebiyle düzenleme değişiklikleri yapılamamıştı.

İşte iktidarın TTB’nin Afrin açıklaması sonrasındaki gözaltıları takiben yaptığı bu açıklamaları, meşru zemin bulma çabasından başka bir şey değil.

Bu anlamda, meslek odalarını etkisizleştirmek için anlaşılan, iktidarın aklında zorunlu üyeliği kaldırarak mesleğe ilişkin farklı odalar oluşturmak ve böylece bu odaların gücünü kırmak; odaların kamu kurumu niteliğini ortadan kaldırarak özel hukuk süjesi olarak adeta dernek gibi faaliyetlerini sürdürmelerini sağlamak gibi adımlar yer alıyor.

Bu planlanan ve zaman zaman ısıtılan meslek odalarına ilişkin müdahaleye Feyzioğlu’nun bulunduğu yerden yanıt vermek, baştan kaybetmektir. Kimin, neyin milli olduğu tartışmasının kıstasları nedir ve meslek odalarının varlığı bu tartışma üzerinden mi belirlenecektir? TBB, kendini milli meslek odası olarak gösterip diğer meslek odalarını terörist ilan ederek kurtulacağını mı sanmaktadır?

Hukukçular, mesleklerine ve odalarına TBB yönetimi ve Feyzioğlu’na rağmen sahip çıkmalıdır. 24 Şubat toplantısının belki de tek çıktısı bu olmuştur. Şimdi ise, bunun yöntem ve araçlarının hızlıca tartışılarak bir an önce harekete geçilmesi gerekmektedir.

print
Notes:
1. Bu toplantıdan sonraki konuşmalarında kendisinin cumhurbaşkanlığı adaylığı konusundaki sözleri, Feyzioğlu’nun başka planlarının da olabileceğine işaret ediyor. Ama bu konuyu burada noktalamak doğru olur