Yükselen Bir Toplum Sağlığı Sorunu Olarak: Aşı Reddi

Yaşadığımız coğrafya, dünya tarihinde ilk aşı uygulamalarının yapıldığı yer olmasına karşın ne yazık ki aynı hızla aşı karşıtlığının arttığı yer olma özelliğine sahiptir.

1721 yılında İstanbul’a gelen İngiliz Büyükelçisinin eşi Lady Montegu, çiçek hastalığına karşı aşılama yapıldığını görmüş, bu yöntemden çok etkilendiğini mektuplarına da yazmıştır. Ülkesine döndükten sonra çiçek aşısı kampanyası başlatarak yöntemi yaygınlaştırmasının ardından aşı çalışmaları başlamış ve 1796 yılında ilk bilimsel aşı İngiliz Hekim E. Jenner tarafından üretilmiştir. 19. yüzyılın son on yılında Osmanlı’da bilimsel aşı laboratuvarları kurulmuş, çiçek, difteri, kuduz, şarbon gibi insan ve hayvan aşıları üretilmiştir. Çanakkale Savaşı sırasında İstanbul’un işgali tehlikesine karşın Aşıhane Kırşehir’e taşınmıştır. Bu yıllarda dünyada ilk kez tifüs aşısı üretilmiş, çiçek ve tifüs aşıları Avrupa ülkelerine ihraç edilmiştir.

Osmanlı’nın son dönemlerinde başlayan aşılama hizmeti, Cumhuriyet’in kurulmasından sonra 1930 yılında yayınlanan Umumi Hıfzısıhha Kanunu (UHK) ile yeniden düzenlenmiştir. Aynı zamanda aşı ve serum üretimi tek merkezde, Ankara’da Merkez Hıfzısıhha Enstitüsü’nde toplanmıştır. İlerleyen yıllarda tüm aşıları üretir hale gelen Türkiye, 1990’lı yıllarda sağlık reformlarının başlamasıyla birer birer aşı üretimine son vermiş ve 1998’de son olarak BCG aşısı üretimi de durmuştur. Günümüzde aşılar, ithal yoluyla temin edilmektedir.

Aşı konusunda böylesine köklü bir tarihi olan Anadolu coğrafyasında bugün aşı karşıtlığı giderek artmakta, bazı kesimler tarafından aşı karşıtlığı örgütlenmekte ve sonucunda da aşıyı reddeden ailelerin sayısı giderek artmaktadır.

***

Yazının devamını Hukuk Defterleri dergisinin 18. sayısında okuyabilirsiniz.

print